YANLIŞ DOLU BİR SÖZLÜK:YENİ TDK YAYINI TÜRKÇE SÖZLÜK ÜZERİNE NOTLAR / Ali PüsküllüoğluYeni Türk Dil Kurumu'nun yeniliklerle sunulduğu öne sürülen Türkçe Sözlük'ünün 9. baskısı çıktı (Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1998, 1. cilt: A–J, 2. cilt: K–Z). 1. "Sunuş" Üzerine "Sunuş"ta yer alan kimi tutarsızlıkları şöyle belirtebiliriz: a) Şöyle diyorlar: "Sözlük, bir dilin kelime, deyim ve terimlerini tanımlayan ... kaynak niteliğinde bir eserdir." b) Sözlüğün, "standart Türkçenin sözlüğü" olarak sunulduğu öne sürülmektedir. (Sözlüğü kullanırken rastladığımız için, yeri gelmişken şunu da eklemeliyiz: Anadolu'nun kimi yerlerinde, halk ağzında kullanılmakla birlikte pek de yaygın olmayan pek çok sözcüğün de hlk. kısaltmasıyla belirtilmeden alınmış olması sözlüğü "standart Türkçenin sözlüğü" olmaktan çıkarmaktadır. Üstelik sözlükte, halk ağzından alınan kimi sözcükler belirtilmiştir. Demek ki, belirtilmeyenlerin "standart Türkçe"de yer aldığı savlanmaktadır. "Yaygın kullanımdaki sözler için herhangi bir kısaltma verilmemiştir..." dediklerini göz önüne alırsak (sayfa VIII/6) bunun böyle olduğu anlaşılıyor. c) "..... Türkçe Sözlük'ün söz varlığının 100.000'e ulaşması beklenmektedir." tümcesinde"söz varlığı"(vokabüler) terimi doğru, "Böylece yeni söz varlıklarının sürekli olarak eklenmesiyle ....." tümcesinde yanlıştır. "Sözvarlığı" terimi, alışılageldiği gibi bileşik yazılsaydı, belki bu durum söz konusu olmazdı. İkinci tümcedeki "söz varlıklarının" yerine "sözlerin" ya da "sözcüklerin" denmeliydi. ç) Sunuşta "internet" sözcüğü "İnternet" biçiminde (böyle ilk harfi büyük olarak) yer alıyor. Demek ki özel ad sayılıyor. Ama bu sözcük sözlüklerinde de kılavuzlarında da yok. Oysa, basında, TV'de vb. sık kullanılıyor, yani "standart Türkçe"ye artık girmiş olan yabancı bir sözcük (daha doğrusu kısaltma ama artık sözcük sayılan bir kısaltma: international network'ten). Kendilerinin de kullanmış olması onun sözlüklerinde bulunmasını gerektirmiyor muydu? Yöntem, bir sözlükte önsözde, tanımlarda vb. kullanılan bütün sözcüklerin o sözlükte yer almasını gerektirir. d) Hazırlayıcılar, "Türkçe Sözlük'ü yeni baskıya hazırlarken sürekli gelişen bilgisayarın teknik donanımından ve kolaylığından yararlanmak gereğini duyduk." diyorlar. 2. "Sözlük bilimi ilkeleri ile ilgili açıklamalar" Üzerine Hazırlayıcılar, "Türkçe Sözlük'ün Kullanılmasıyla İlgili Açıklamalar" bölümünde, tuttukları yolu anlatıyorlar. Bu açıklamalarla ilgili kimi saptamalarımızı da şöylece sıralayabiliriz: a) "2. Madde başında her sözün gramerdeki yeri ve fiillerin hangi tür eklerle kullanıldığı kısaltmalarla gösterilmiştir" deniyor. b) "Türkçede k, l gibi hem kalın hem de ince okunma özelliğine sahip bazı seslerin söylenişinde sık sık yanlışlığa düşüldüğü bir gerçektir. Sözlüğün yeni baskısında bu tür yanlışlıkları ortadan kaldırmak amacıyla kalın veya ince okunuş, madde başında ayraç içinde belirtilmiştir" deniyor ve bu bir yenilikmiş gibi sunuluyor. c) Hazırlayıcılar aynı cümlede "bitişik kelime" ve "ayrı yazılan birleşik kelime" diye iki kavram kullanıyorlar. ç) Hazırlayıcılar, dilbilgisi terimi olan ve bunca yıl kullanılan "çoğul", "tekil" yerine "çokluk", "teklik" sözcüklerini kullanıyorlar. d) "Bu baskıda doğu kökenli olsun, batı kökenli olsun bütün yabancı söz varlıklarının özgün biçimleri, hangi dilden geldikleri gösterilmeye çalışılmıştır" deniyor ve örnekler veriliyor. e) "5. Madde başı sözlerin açıklanmasında bir başka incelik de kullanım sıklığı, eskilik ve halk dilinde yaşama özelliğidir. Yaygın kullanımdaki sözler için herhangi bir kısaltma verilmemiştir, eskilik için esk. , halk arasında yaşayan sözler için hlk. kısaltmalarına yer verilmiştir." deniyor. f) " ..... özel adlarla kurulmuş deyim ve atasözlerine" yer verildiği; "ancak bunların sözlükte yer alabilmesi için özel adın madde başı yapılması gerektiği", yani yapıldığı belirtilmiş. g) Artık özel ada bağlılığı düşünülmez olmuş ve alicengiz oyunu biçimine girmiş olan deyimi de iki satır arayla iki türlü yazmışlar: Ali Cengiz oyunu ve Ali Cengiz Oyunu. ğ) "9. Bundan önceki baskılarda yer alan madde içindeki birleşik kelimelerin madde başına gönderilmesi düzeni bu baskıda uygulanmamıştır." deniyor. Bunların alfabetik sırada aranması gerektiği belirtiliyor. h) Sözlükçüler, "c. Dilimize yeni girmeye başlayan, üstelik özgün yazımlarıyla dikkati çeken sözler, Türkçe okunuşlarıyla madde başı yapılmıştır." diyor. Bunu alkışlamak istiyorsunuz ama ardından şu açıklama geliyor: "Bu tür sözlerin özgün yazılışları da madde başında siyah, eğik yazıyla gösterilmiş; fakat burada tanım verilmeyerek Türkçe okunuşlu madde başına gönderme yapılmıştır." 3. "Yazım ve söyleyişle ilgili açıklamalar" Üzerine a) Bu başlıkta da görüldüğü üzere, hazırlayıcıların "imlâ" yerine "yazım" sözcüğünü yeğlemeleri, kullanmaları övgüye değer. Yeni TDK'nin İmlâ Kılavuzu'nun adının da ilerdeYazım Kılavuzu olması umulabilir. b) Sözlüklerinde ve kılavuzlarında yazımını gardırop olarak gösterdikleri sözcüğü burada iki kez gardrop biçiminde yazmışlar. (İki kez böyle yazıldığı için dizgi yanlışı olduğu düşünülemez.) c) Sözlükte, kimi madde başı durumundaki tek seslemli (heceli) eylemlerin geniş zaman ekiyle durumları gösterilmiş: Ötümsüz ünsüzle sona eren kimi eylem kök ve gövdelerinde bu ünsüzler iki ünlü arasında ötümlüleşiyorsa bu durum da belirtilmiş: Bunların da bu açıklamalar bölümünde örneklerle açıklanması gerekirdi, bu yapılmamış. Yani kullanıcı bunları bilir varsayılmış. (Yeri gelmişken şunu belirtmemiz gerek: Sözlükte, her iki durumdaki eylemlerin birçoğunda bunun uygulanmadığı görülüyor. Bu, yöntemsel olarak eksikliktir. Öte yandan, ahit sözcüğünün etmek yardımcı eylemiyle bileşerek oluşturduğu biçim olan ahdetmek'te ve bunun gibi kurulmuş kimi sözcüklerde de bu uygulanmış ki yanlıştır. *** |

