EDATLAR (İLGEÇLER) |
EDATLARTek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir. Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır: Özellikleri ve Örnekler
“için, kadar, -E kadar, gibi, göre, ile, üzere, yalnız, -E karşı, sanki, ancak, -dEn beri, -E doğru”
Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)
Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)
Güneş gibi başı göklere erdi. ›edat çıkarılınca› Güneş başı göklere erdi.
Dağ gibi adam yok oldu gitti. (sıfat öbeği)
Karşı köyde akrabaları vardı. ( sıfat)
-e kadar, -e doğru, -den beri
Bu paranın ne kadarı sizin? (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)
Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)
BAŞLICA EDATLAR“ile”
Ankara’ya uçakla giderler. (araç)
Çocuk ile›çocukla
Sözünüzü balla kesiyorum. (araç) Not: “ile” kelimesi “ve” gibi kullanılırsa bağlaç olur. Soyut bir kelimeyle öbekleşirse edat değil “durum zarfı” olur. Öfkeyle kalkan zararla oturur. (nasıl, öfkeli ve zararlı) “gibi” Benzetme edatlarındandır.
Adamın demir gibi bileği vardı. (sıfat, benzetme)
O anda utançtan ölecek gibiydi. (isim, yüklem)
Şöyle garip bencileyin. (benim gibi) “sanki”
“san” ve “ki”nin birleşiminden oluşmuştur.
Sanki gece olmuş. Gibi, öyle zannedersin Not: “sanki” edatıyla “gibi” edatı bir arada kullanılırsa anlatım bozukluğu ortaya çıkar: Sanki beni dövecek gibiydi. (yanlış) “kadar, -E kadar” Benzetme edatlarındandır.
Biz de onlar kadar başarılıyız. (eşitlik, benzerlik, ölçüsünde)
Biz bu kadarına da alışığız. (isim)
Vefasızlığın bu kadarını da görmemiştim. (isim, ad tamlamasında tamlanan)
Dershaneye kadar gidelim. (edat tümleci) “için”-“Amaç, neden, özgülük, görelik, karşılık” bildirir. -“Hakkında, nedeniyle, yüzünden, maksadıyla” anlamlarını ifade eder. -Yalın hâldeki ya da iyelik eki almış kelimelerle birlikte kullanılır. -İsim olarak kullanıldığında üzerine ek alabilir.
Çalışmak için başvurdu. (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)
Bu ayakkabıyı babam için aldım › babama aldım. “üzere, üzre”
Sorunu halletmek üzere gidiyorum. (amaç, için)
Tam da yola çıkmak üzereydik. “-E göre” Yönelme hâl ekiyle birlikte kullanılır, yani bu eki almış kelimelerden sonra gelir.
Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)
Bence bu iş burada biter. (bana göre) “karşı”
Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)
Yağmur sabaha karşı yeniden başlamıştı. (doğru) Not: “karşı” kelimesi isim ve sıfat olarak kullanılabilir; birleşik fiil yapabilir.
Ormana doğru yürüdük.
Akşama doğru geldiler. (zarf öbeği)
Bana doğruyu söyle. isim “dolayı, ötürü”
Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.
Sıkıldığımdan dışarı çıktım.
Dün akşamdan beri görülmedi.
Beride bir adam duruyor. “yalnız”İsim, sıfat, zarf ve bağlaç olarak kullanılabilen bu kelime “sadece, bir tek” anlamına gelmek şartıyla edat olarak da kullanılabilir. Bu yönüyle diğer kelime türlerinden ayırt edilebilir. Bir ömür boyu yalnız yaşadı. (tek başına, zarf) “ancak”“yalnız, sadece, özgülük, sınırlandırma, olsa olsa” anlamları katar. Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece) “değil” İsim cümlelerinin yüklemini olumsuzlaştırır. Olumsuz eylem cümlelerini olumlu; olumluları da olumsuz yapar: “mi” -Soru edatıdır. Babanız İstanbul’dan döndü mü? soru EDAT İLE BAĞLACIN KARIŞTIRILMAMASI1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler). Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci) / Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) (“Ve” bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)
• “İle” yerine “ve” getirilebiliyorsa; “ile” bağlaçtır. Defter ile kalemi çantaya koydum. / Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Birincisinde “ve” gelebildiği için bağlaç; ikincisinde “ve” kullanılamadığı için edattır.) 3. Edatlar cümleden atılamaz. Cümle anlamsızlaşır. Bağlaçlar cümleden çıkartılınca cümlenin anlamı daralsa da cümle anlamsızlaşmaz. Senin gibisini görmedim. / Senin görmedim. (Cümle anlamsızlaştı. Bu nedenle “gibi” edattır.) Koştum ama yetişemedim. / Koştum yetişemedim. (Cümle anlamını pek kaybetmedi. Bu nedenle “ama” bağlaçtır.) DİKKAT! Bu özellik her zaman için geçerli olmayabilir... |