Serbest Nazım ve Toplumcu Şiir (1920-1960) |
Ölçü ve kafiyeye gibi kurallara bağlı olmadan şiir yazma dünya edebiyatında Arnodi Heine ve Eliot Cloudel ile başlar. Türk edebiyatında ise Fransız sembolistlerden etkilenerek serbest nazmın ilk temsilcisi olarak Cenap Şahabettin olarak görülür. Serbest nazmın üç şekli vardır:1) Ölçülü-kafiyeli serbest nazım: Serbest müstezattan daha serbest bir şekille yazılan bu şiirlerde dize bir sözcüğe kadar iner, fakat dizelerde bir kafiye vardır. Ölçü genellikle aruzdur. Ahmet Haşim bu şiirde çok başarılı eserler vermiştir. "O Belde" şiiri bu özellikleri taşır.
2) Ölçüsüz-kafiyeli serbest nazım: Kafiyede iç ritimden yararlanan ama ölçüsüz şiirlerdir. Mısralar hiçbir dış düzene sahip değildir. Edebiyatımız da Orhan Veli Kanık bu üslupta şiirler vermiştir.
3) Ölçüsüz-kafiyesiz serbest nazım: Hiçbir ölçüye bağlanmadan hiçbir kural ve kayıtla sınırlandırılmayan ve dili duygulu söyleyişiyle öz sesinden ritim yakalanan şiirlerdir. Bu akım Orhan Veli'yle başlamış olsa bile onun şiirlerinde de kafiye, düzensiz de olsa vardır; o da daha sonraları tamamen kuralsız şiire dönmüştür.
Toplumcu Gerçekçi Şiir Anlayışı Bu şiir anlayışının temelini metaryalist dünya görüşü oluşturur. Bu edebi hareketin ideolojik arka planını ise Marksist ideoloji şekillendirir. Fakat bu edebi anlayış şekillerini oluşturasıya kadar 'halkçılık ve köycülük' kavramları üzerinde daha sonra 'işçi' kavramı çevresinde gelişmeye devam eder. Toplumcu Gerçekçi edebiyat anlayışını 1934 yılında Moskova'da yapılan 'Yazarlar Birliği Kongresinde' Maksim Gorki bazı maddelerle sıralar: Sanatı her türlü dinsel ve töresel bağdan kopararak bireysel varoluş biçimi olarak algılayan bu şiir anlayışı, bireye anlam kazandıranın toplum olduğunu savunur. Bu nedenle ilk toplumcu dalga edebiyatımızda köylücülük-ağalık çatışması, yönetici ve büyük azınlık arasındaki çelişkileri devrimci söylemle başlamıştır. Başir Fuat, Hoca Tahsin Efendi, Abdullah Cevdet, Nazım Hikmet, Rıfat Ilgaz, Ercüment Behzat Lav gibi isimler bu edebi anlayışın öncüleridir. Bu sanatçılardan Nazım Hikmet özellikle Rus şair Mayakovski'den etkilenir. Tolumcu gerçekçi şairler Düşünce akımı olan ve edebiyatı da etkileyen Fütürizmden etkilenerek bu güne kadar gelir.
-------------------------------------------- Fütürizm, İtalyan şair Marinetti (1876 - 1944)'nin 1909'da Fransa'da yayımladığı bildirgesiyle ortaya çıkan bu akım, yaşamın sürekli ve hızlı bir değişim içinde olduğunu, sanatın da bu değişime ve hıza ayak uydurması gerektiğini savunur. "Manifesto Futurista" adı verilen bu bildiride şu düşünceler savunuluyordu: Fütürizm, (gelecekçilik) geleneksel sanat anlayışına karşı çıkarak, yeni anlatım yollarının ve biçimlerinin bulunması gerektiği görüşünü benimser; sanatın her dalına makineyi, hızı ve dinamizmi sokmak ister. Fütürizm, bir bakıma makineye olan hayranlığın türküsünü söyler, ölçülü, uyaklı şiiri reddeder. Serbest nazım biçimleriyle ve yepyeni sözcüklerle eserler vermeyi amaçlar; geleneksel dilbilgisi kurallarını dışlar. Fütürist şairler geçmişe ait tüm değerleri yıkmak istemişler; geleneksel olan her şeye karşı çıkmışlardır. "Makineleşmeye hayranlık", "hız", "ataklık","gemilere, trenlere, uçaklara övgü","savaşın güzelliği" temaları fütürist şairlerin başlıca dayanakları olmuştur. Fütürizm resim, heykel, mimarlık alanlarını da etkilemiş, ancak uzun ömürlü olmamış ve I. Dünya Savaşı'ndan sonra yerini Dadaizme bırakmıştır. Bu akım, İtalyan milliyetçiliğine ve askeri işgalciliğine çanak tutmuş; Rusya'da Marksist şairler tarafından benimsenmiştir.
SERBEST NAZIM VE NAZIM HİKMET'İN BAŞARISI"Nâzım Hikmet şair olarak adını ilkin Hececiler çevresinde duyurmuş olsa da temelde onlardan çok ayrı bir anlayışın sanatçısıydı. Hece ölçüsünde yazdığı şiirlerinde, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Mehmet Emin gibi şairlerin toplumsal görüşlerini, siyasal düşüncelerini savunuyordu. İşgal altındaki bir ülkede, halkı işgalcilere karşı kışkırtıcı şiirler yazan bir direnişçiydi. Bolu'dan Moskova'ya hececi bir şair olarak gitmişti; dönüşünde, özellikle 1920'lerin ikinci yarısında yazdıklarıyla Türkçede 'yepyeni bir şair' olarak nitelenmeye başlandı. 'Serbest Nazım' diye adlandırılan yeni bir tarzın öncüsüydü. "Basamaklı dizeler, serbest uyaklar, gerçi getirilen yeniliğin dış biçimde olduğu izlenimini veriyordu, ama asıl yenilik içerikteydi: Şiirin alışılmış konularının, temalarının dışına taşılmış, bunun sonucu olarak da dil, ton, ritim, söyleyiş değişmişti. "Çok aşırı görünen bir yeniliğin böylesine kolay benimsenmiş olması Nâzım Hikmet'in Türk şiir geleneğine bağlılığından, bu geleneği çok iyi özümlemesinden doğmuştur. "Nâzım Hikmet Türk şiirinde en göze batan biçimsel devrimi yapmış olan şairdir. Şiiri siyasal bir kavga aracı sayması, bunu açıkça söyleyerek başarılı örneklerini vermesi de elbette yazın dünyamız için etkili bir yenilikti. Ama ondan önce de, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Âkif gibi ünlü şairler toplumsal, siyasal, güncel sorunları doğrudan ele alan şiirler yazmışlardı. Nâzım Hikmet'in şiiri siyasal düşüncelerini savunmak için kullanışında onlara benzemeyen yan toplumsalcı oluşudur. Biçim alanında gerçekleştirdiği yenileşme ise şiirimizin bütünü için kökten bir dönüşüme yol açmıştır... Bugün 'özgür koşuk' dediğimiz 'serbest Nazım' kesinlikle ölçüsüzlük değildi. Yer yer gene hece kalıpları kullanılıyordu. Ama kurallara bağlı kalınmadan, 'serbest' olarak davranılıyor, kalıptan kalıba geçiliyor, ya da hiçbir kalıba uyulmuyordu. Sözcüklerin birbirine bağlanışı, vurgular, harflerin sesleri, dilin müziği, bütün bunları saran bir uyum şairin işçiliğindeki en belirgin özelliklerdi. Başka bir söyleyişle, Türk şiirinde en göze batan biçimsel devrimi yaparken, Nâzım Hikmet şaire bir eylemci olarak yığınları kışkırtma görevini veriyordu. ŞİİR: Kuvâyi Milliye (Kuvayi Milliye; Saat 21-22 şiirleri; Dört Hapisaneden; Rubailer) ROMAN-ÖYKÜ-MASAL: YAZILAR: MEKTUPLAR: Nâzım ile Piraye , Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar
|
