• Anasayfa
  • Biyografi
  • Türk Dili
  • Türk Edebiyatı
  • Forum
Yazarlar/Şairler Biyografi

Yazarlar Şairler Biyografi

  • Yazarlar-Şairler

Yahya Akengin kimdir, hayatı, eserleri

Yahya Akengin (1946, Bayburt)


Yahya Akengin, 1946 yılında Bayburt'ta doğdu. Öğretmen kökenli şâirlerimizdendir. Gazi Eğitim Enstitüsü ve OTDÜ'de edebiyat dersleri verdi. Kültür Bakanlığı Başmüşavirliği görevinde bulundu. TRT de çeşitli görevlerde uzman olarak çalıştı.

Yahya Akengin Hisar,Türk Edebiyatı, Doğuş Edebiyatı,Milli Kültür, Boğaziçi ve Türk Dili Dergilerinde yazı ve şiirleri yayınlandı. Dokuzu aşkın çok önemli ödüller kazandı. İLESAM ve TÜSAV'ın başkanlığını yaptı.

Yahya Akengin yurtdışında ve yurtiçinde birçok şiir festivallerine katıldı. Struga, Liege, Bağdat Mirbet, Tataristan şiir bayram ve festivalleri en önemlileridir...

Yayınlanmış Eserleri:

Şiir:
İstesen,
Akşlamla Gelen,
Çağ Sürgünü,
Saatler ve Çehreler,
Ötelerden Kimselere Anlatamadım,
Sözümüz Var.

Roman:
Özlem Yokuşları,
Dönüş Acıları,
Yaralı Dağlar,
Oğuz Dede,
Sarkaç.

Tiyatro:
Enver Paşa ve Büyük Ümitler,
Eski Çarıklar,
Aile Bağları.

Radyo Oyunları:
Ceylan Vurmak,
Torosların Öbür Yüzü,
Plevne Günleri,
Nene Hatun,
Şirket Koltuğu.

Yahya Akengin - Şiirlerinden Örnekler

Barışmadın Benimle
Beni de tanıyan bir rengin
Olamaz mı bahar
Gelir gelir gidersin
Hep böyle yabancı
Bilmedin ki yüreğimde sabır,
Yoluna durmuş kar çiçeğidir

Benim de ruhuma giden bir yol var
Elem tutmuş geçitlerini,
Aşıp da giremez misin bahar
Esirgedin benden cemrelerini
Gülerken güneşinde kayalar

Bu benim sevdalı başım
Bilinen dertlerden uzak
Bulutlara dilekçe yazmak işim
Hayal kurarım kendime tuzak
Kan davası mıdır aramızda güller
Barışmadın benimle bahar

Bayram Gülleri
Kayıp arayanlara bendeki adres,
Gülücükler açan çocuk yüzleri
Kalbe atılan ilk barış ilk nakış,
Şeker toplayan ellerin zaferi
Tutmayan pazarlık, akıp giden zamanla;
Vesveseler içinde bin türlü alış-veriş
Durulan özlemlere mekansız sıla,
Bayram kokulu güllerle ürperiş
Şafağın tezgâhında sevincin ipliği,
Atar dost ufkuna ilmiklerini
Dev uykularını terkeden bir şehir,
Bir diyar ve bir dünya,
Tekbirlerle çıkar gelir
Yıldızlar ve çiçekler kadar sayısız,
Müjdeler içinde yer ve gök uzanır;
Biraz göremediğimiz, biraz paylaşamadığımız
Bayramlara gönül gözümüzle uyandır,
Bizi Rabbimiz, çocuklarca sevindir.

Zaman Şiiri
Ay düştü koynuna sular sustular
Tuttu zamanın dizginlerini bir tomurcuk
Binbir niyaz ile vardı secdeye
Gölgesi aşkı fısıldayan dağlar
Dağlar ki bulutlara söyler sırrını
Bu gece bulutlarda bir hal var

Gönül hükmünü geçirsin zamana
Düşüp eline hoyrat rüzgarların
Taştan taşa vurulmadan
Saklansın rüyaların bir hücresinde
Ömre bedel günahsız bir yalan

Bilen bilir ki yar
Ölümsüzlük diye bir ölüm
Gider gelir içimizi yoklar
Yedi kat gökleri sarar kokusu
Her dem solmalara açılan gülün

Bazan ürkek bir güvercin
Kanadında giden zamanı
Yaralı ceylanlar getirir
Gözlerinde son ışık
Ve hayatın namlusundan
Saçmalarla delik deşik

Ve çıkar düştüğü sulardan ay
Artık gölgesi tekin olmayan dağlarda
Yelesi rüzgarlarda bir deli tay
Koşarken uçurumlara doğru
Düşer kendi karanlığına zaman
Zamanın terkisinde insan

Sana Gelirsem İstanbul
Mavi bir sevdayla tutuşmuş iki yakan,
Hasretli şarkıları da güzel İstanbul
Karlı dağlar aşıp sana geldiğim zaman,
Boğaz köprüsünde kederim al İstanbul

Yürekte kalmış ne varsa hasretten yana,
Dindir İstanbul, avut beni diyeceğim
Ümidin mavi şarkısında kana kana,
Bir o köprüden, bir kendimden geçeceğim

Üsküdar'dan yanık Rumeli türküsüyle,
Oturup sabrın şarabını içeceğim
Gurbet bitiminde Anadol'lu güzelle,
Bir o köprüden, bir kendimden geçeceğim

 

Gazelimsi
Gölgemle konuşan gönlümü sürdüm yokuşlara
Susturamadım ömür boyu asi kaldı bana

İçimdeki dağları aşmak için koştum da hep
Dönüp dolaşıp düştüm yine hasret ocağına

Hasbahçe güllerinden çöldeki seraba kadar
Uzanır hikâyemiz dünyanın dört bucağına

Düşürdün adımı diline hem dost hem düşmanın
Bilmem yakın mı uzak mı dursam gönül ben sana

Saldın gölgesiyle başını dertlere Yahya'nın
Nedir bu bendeki ben ki sığmaz oldu cihana

Sarı Çiçek
Sarı çiçek, sabır çiçeği,
Dağlarda güz, kilimlerde ayrılık
Ne güldüğün,ne solduğun belli
Bir gurbet bayırında başbaşa kaldık
Aldan ayrılalı, mordan ayrılalı

Sarı çiçek,cemresiz yaylaların hüznü
Saldın içime dağ-benizlerin türküsünü
Vazgeçtim aldan, gücendim yeşilden
Şimdi kalbim bir sarı sevdalı
Ezgiler tutturdum bir acı dilden

2007©Turkceciler.com|edebiyat öğretmeni| Her Hakkı Saklıdır.