ÖMER HAYYAM |
|
Ömer Hayyam (1048-1131) İranlı astronom, bilim adamı, şair, bilgin ve filozoftur.Asıl adı Giyaseddin Ebu'l Feth Bin İbrahim El Hayyam' dır. Ömer Hayyam, İran ve doğu edebiyatında rubai türünün kurucusudur. Batı ülkelerinde adına birçok dernek kurulmuş, rubaileri bütün batı dillerine çevrilmiştir. Matematik, fizik, astronomi ve tıp alanlarında birçok icadı ve önemli eseri bulunmaktadır. İbn-i Sina'dan sonra Doğu'nun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul edilmiştir.
Matematik ,fizik, astronomi ve tıp gibi rasyonel ilimler dışında müzik ve şiirle de yakından ilgilendi. İran'ın, Selçuklular yönetiminde olduğu dönemde yaşayan Hayyam, Horasan ülkesindeki büyük şehirleri, Belh, Buhara ve Merv gibi bilim merkezlerini gezdi, Bağdat'a da gitti. Zamanının hükümdarlarından, özellikle Selçuklu Sultanı Melikşah ve Karahanlı Şemsülmülk'ten büyük yakınlık gördü. Saraylarına ve meclislerine sık sık konuk oldu. Residüddin'in "Cami-üt-Tevarih" adlı eserinde anlattığına göre Nizamülmülk ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ile okul arkadaşları ve yakın dosttular. Nizamülmülk, bilgisine çok güvendiği için devlet yönetimi konusunda kendisine yardımcı olması için Hayyam'dan yardım istedi, ancak o, saray entrikalarından hayatının sonuna kadar uzak kalmayı yeğlediği için bu teklifi geri çevirdi. Gerek kendi yaşadığı dönemde, gerekse sonraki çağlarda yazılan tüm kaynaklarda, Ömer Hayyam'ın çağının bütün bilgilerini edindiği, o alanlarda derin tartışmalara girdiği, fıkıh, ilahiyat, edebiyat, tarih, fizik ve astronomi okuttuğu yazılıdır. Hayyam, fizik, metafizik, matematik, astronomi ve şiir alanlarında değişik eserler yazdı. Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında İbni Sina'nın Temcid (Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi, Cebir ve Geometri Üzerine, Fiziksel Bilimler Alanında Bir Özet, Varlıkla İlgili Bilgi Özeti, Oluş ve Görüşler, Bilgelikler Ölçüsü, Akıllar Bahçesi yer aldı. En büyük eseri Cebir Risalesi'ydi. Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yaptı. Bunun yanısıra, binom açılımını ve bu açılımdaki katsayıları da bulan ilk kişiydi. Ömer Hayyam'ın edebiyat tarihindeki yerini belirleyen, sonraki yüzyıllarda da İslam dünyasının en büyük şairlerinden biri olarak anılmasına neden olan, yazdığı rubailerdi. Ömer Hayyam, İran ve doğu edebiyatında rubai türünün kurucusuydu. O günlerden bugüne dilden dile dolaşarak gelen sayısının ikiyüz kadar olduğu tahmin edilen rubaileri, sonraki çağlara da damgasını vuran eserler oldu. Hayyam, rubailerini yazarken oldukça kolay anlaşılan, akıcı ve açık bir dil kullandı. Şiirlerinde gerçekçiydi. Yaşadıklarını ve gözlemlediklerini olduğu gibi dile getirdi. Ona göre, en şaşmaz ölçü akıl ve sağduyuydu. İnsanoğlu, gerçeğe ancak akıl yolu ile ulaşabilirdi. Şiirlerinde zamanının haksızlıklarını ve saçmalıklarını ince ve alaycı bir dille yerdi. Dörtlüklerinin konusunu aşk, şarap, dünya, insan hayatı ve yaşama sevinci gibi temalardan seçti. İnsan hayatının ana dokularına felsefi bir gözle baktı. "Horasan'ın yıldızı; İran'ın ve Irak'ın dahisi, feylesofların prensi Ömer" şeklinde anıldı. 4 Aralık 1131'de doğduğu yer olan Nişabur'da hayatı sona erdi. Hayyam, yaptığı çalışmaların çoğunu kaleme almamıştır, ancak kendisi birçok teori ve icadın isimsiz kahramanıdır. 21 Mart1079 yılında tamamladığı, "Celali Takvimi" olarak bilinen takvim için büyük çaba sarf etmiştir. Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 5000 yılda bir gün hata verirken, bugün kullandığımız "Gregoryen takvimi" 3330 yılda bir gün hata vermektedir. Ömer Hayyam EserleriHayyam'ın eserlerinden 18 tanesinin adı bilinmektedir, çeşitli bilim dallarında birçok eser yazmıştır. 1.Ziyc-i Melikşahi. (Astronomi ve takvime dair, Melikşah'a ithaf edilmiştir) |
|
Ömer Hayyam Rubai Örnekleri |
|
Ey özünün sırlarına akıl ermeyen; Büyükse de isyanım, kötülüklerim, Allah'ım bir geçim kapısı açıver bana; Rahmetin var, günah işlemekten korkmam; Derde gama yatkın yüreğime acı; Akıl bu kadehi övdükçe över; Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri? Her sabah yeni bir gün doğarken, Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim; Yaşamanın sırlarını bileydin İçin temiz olmadıktan sonra Var mı dünyada günah işlemeyen söyle: Felek ne cömert ne aşağılık insanlara! Bilgenin yüreğinde her dilek, Ovada her kızıl lalenin teni Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler, Gül verme istersen, diken yeter bize. Beni özene bezene yaratan kim? Sen! İnsan bastığı toprağı hor görmemeli: Hak er geç cimrilerin hakkından gelir; Varlığın sırları saklı, benden; Bir geldi mi derin ölüm uykusu, Yel eser, umutlar savrulur gider; Dünya üç beş bilgisizin elinde; Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok; Cennette huriler varmış, kara gözlü; Sen sofusun, hep dinden dem vurursun; Varlık yokluk derdini aklından sil; Bir elde kadeh, bir elde Kuran; Ben kadehten çekmem artık elimi; Leyla isteyen kişi Mecnun olmalı; Öldürmek de, yaşatmak da senin işin; |
Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz: Dünyada akla değer veren yok madem, Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde: Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama; Şu serviyle süsen neden dillere destan? Benim halimden haber sorarsan, Şu dünyada üç beş günlük ömrün var, Dün geldi: Nedir aradığın? dedi bana: Sabah doldu göklere mavi mavi; Adam olduysan hesap ver kendine: Camiye gittim, ama Allah bilir niye: Kimi dinde imanda buldu yolu Her gece aklım dalar gider engine. Dünya ne verdi sana? Hep dert, hep dert! Şarap sen benim günüm güneşimsin! Ben ne camiye yararım, ne hayvana! Bir kuş gördüm yüce Tus kalesinde, Şu testi de benim gibi biriydi; İnciyi isteyen dalgıç olacak; Girme şu alçakların hizmetine: Bir taş bulamazsın ki Doğu ovalarında Güneş attı göğe sabah kemendini: Bu kadeh bir bedendir, cana gebe! Gökte bir öküz varmış, adı Pervin; Ne bilginler geldi, neler buldular! Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka! Bir damla şarap ver Çin senin olsun; Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz: Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş!
|
