• Anasayfa
  • Biyografi
  • Türk Dili
  • Türk Edebiyatı
  • Forum
  • İletişim
Turkceciler.com

Yazarlar Şairler Biyografi

  • Yazarlar/Şairler
  • Dünya Edebiyatı

Mustafa Oğuz Kimdir, Hayatı, Eserleri

Mustafa Oğuz (d. 1969, Limonlu, Erdemli), Türk şair ve yazar.

1969'da İçel'in Erdemli İlçesi Limonlu'da doğdu. 9 Eylül Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Fakülte yıllarında Kırkikindi Dergisi'nin yayın ekibinde bulundu. Yazı ve şiirleri Yedi İklim, Dergah, Kayıtlar, Kırkikindi, İkindiyazıları, Kardelen, Dergibi ve Yitik Düşler'de yayınlandı. Gonca Dergisi'nde editörlük yaptı. İstanbul'da yaşamaya devam ediyor.

Mustafa Oğuz Eserleri

Gül Çağıran Çocuk, Kardelen Yay. İst. 1991
Şehrin Hâkimi, Gül Saati Yay. İst. 1992
Tek Teki Günlerim, Ubey Yay. 1995
Gül Şehir, Gonca Yay. İst. 2003
Ramazan Çiçeği, Gonca Yay. İst. 2004
Cennetlik Anne, Gonca Yay. İst. 2005
Aynalar ve Renkler, Kaynak Kitaplığı, İst. 2005
Hicret Resimleri, Kaynak Yayınları, İst. 2006
Rahmet ve Esenlik Irmağı, Kayna Yayınları, İst. 2006
Bir Oruç Tuttum - Ramazan Günlüğü - Salıncak Yayınları, İst. 2006

Mustafa Oğuz Şiirlerinden Örnekler

MAVİ

Mavi
Derin serin su
Ay ışığı yakamoz ve gece kokusu
Çoğalan fısıltı
Kendini çoğaltan aşk
Ve gökyüzü

Ne yitiren varır farkına
Ne buluverince şaşırır deniz
Usulca iner şafaklardan güneşe tutunarak
Bahçe duvarından
Pencerelerden, perdelerden geçe geçe
Kahvaltı soframızda parlak bir sabah günaydını

Mavi
Kendini yazdıran şiir

HÜZÜN

Kime ne acıklı ölümlerle ölürse dünya
Arkamızdan kimsenin ağlamayacağı
Silueti zayıf insanlarız
Sıradan
İsterdim ki
Bir şiire ilham olsun hayatım

İstasyonlarda
Giden trenlerin bıraktığı hüzünlere
Dokunur dururum
Kederimi bırakırım vestiyere

Yağmurumu verin gözünüz arkada kalmasın
Tanımasın sizi hüzün
Tanımasın beşiklerinden dünyayı seyredenler
Yağmurun hüznü dokuyan yüzünü

LİMAN YANDI

Liman yandı her yer deniz
Yaramaz tayfa sığamazdı karalara
Şimdi duracak yer de yok kaptan
Liman yandı her yer deniz

İçimizden azgın mıdır dalgalar
Kürek çekelim yelkenler fora
Sahi hedef yok mu şimdi
Nereye kürek çekelim kaptan

Liman yandı ola ki şeytanlar da
Denizin ruhu tek şey barındırır(: ölüm)
Su yutar boğar ve temizler
Ya ölüm ya temizlik
Liman yandı ola ki sular da
Kalan küller arındırır bizi kirlerden
Sahi su yansa kül kalır mı kaptan

Ölüm ardından hayat mı bırakır
Ölüm nerede ölümün ruhu nedir
Sudan aziz midir kaptan

SU HAFIZI

Küçük bir dokunuştan ibarettir güvercin kanadı
Ve bilinsin ki artık
Elini kalbine koymadan konuşmanın hükmü düşmüştür

Kalpler göğe savruluyor aşksa yokluğa
Kayıp gidiyor zaman
Kurşunî bir akşamla açılıyor zamanın bakırçağı
Ve nehir yataklarına uzanıyor güneşin son kırıntıları

Bütün denizleri okudum su gibi hafız oldum
Herşey sudan ibaret her şey suyun içinde
Aynalardan akan nehirlerle bereketlenir ikindi
Günse nehri ve aynayı bilenlerin bahçesi

Gittim gittim bitti dünya eridi bir damla su oldu
Tüm merceklerin güneş ve ayın gördüğü herşey

SU YEŞİLİ

Koşar adımlarla geçerken günler
Arınarak solgun sarıdan
Kabuğumun içinde yaşıyorum kendimi

Dur diyorlar ellerin nerede
Nerede asra edilen yeminler
Ve kartpostal kimliğin
Ayak bağların ve mendillerin

Eyvallah der çekip giderim
Denize doğru
Yani kabuğuma
Hoşça kal kambur hayat
Hoşça kal solgun sarı
Başlıyor kabuktan öze yürüyüş
Solgun sarıdan su yeşiline

SU GÜZELİ

Elâsın ağır aksak taraçalarda
Ben gül tarhlarında haşarıyım kurşun tanımaz

İşte diz çöküyorum önünde su güzeli
Elbet öykünecektir beni genç kızlar
Solgunluğum diz eğmemdendir
Alkışlanacak denli olmadı henüz bakışım

Kırgınım hayâl ülkesine uzanan ellere
Ve çekimserim kargışlamada
Büyürken kaçışım tenhalığıma

/ Soyunur soyunur pınar olurum
Dağ düşer üstüme
Karışırım anasır-ı erbaaya /

Düğmelerimi ilikleyip
Sonsuz panayırlarda çığırtkanlığa koşuyorum
Gölgemin izi yoktur
Çeşmede sayısız dudağı öpen tas
Kırık bir mısramı taşıyacaktır susuzlara
"Aslımız toprak ve onadır koşumuz"

DENİZ

Su taşar kendini bir deniz olur
Eğilip kalbine bakan insanlara döneriz
Taşar kalbimiz sırılsıklam şair oluruz

Sakin bir kalbin ne işi var aşkla
Hangi güneş eşlik eder onun şarkısına

Sımsıkı tutun kalbime
Uzun bir şiire başlıyoruz
Göğe savrulan hangi söz boşta kalmıştır
Gider ve bulur elbet kendine uygun koyu

KANATLI BAĞÇE

Sözcüklerime tutuna tutuna inerim
Bağçeye
Yani, kuş kanatlı senfoniyle yıkanmış
Dalgalardan ağmış billur bağçeye
Yoksa kırılırım merdivenlerde
Yoksa çekmez olur beni toprak

İnce ince çizer kalbi hattat
Perdelere dokunan gözler utangaçtır
Ve aralamaz asla ardındaki sırları
Ve bağçe
O hayatımızdan damıttığımız özsu
Çoğaltır durur kendini
Ve çağırır bizi

Bir kız gibi uyanır zaman
Sonsuz hayâl ve teravet
Kar gibi uyur bağçe

2007©Turkceciler.com| Türk Dili ve Edebiyatı | Her Hakkı Saklıdır.