Nefi'nin Şiirlerinden Örnekler: Gazel Yoklamazsın hîç var mı dilde dâğın yâresin Âh ile derdi bilinmez âşık-ı bîçârenin Gördüğün öldürmedir kârı o hûnî gözlerin Zülfüne bend etmesin yâ n'eylesin Mecnûn gibi Halka-i zülfünden eyler dil temâşâ ruhların Derdin izhâr etmek ister dâ'imâ Nef'î sana Gürci hınzırı a samsun-ı muazzam a köpek Vay ol devlete kim ola mürebbisi anun Ne gune kaldi meded devlet-i Al-i Osman Ne ihanetdür o sadra bu zamanda ki anun Hidmet-i devlete sair vüzeradan göreler Bu mahlallerde ki Bagdadı ala şah-ı Acem Sattınız iki soysuz bir olup hanlığı Paymal eylediniz saltanatın ırzını hem Hiç hanlık satılır mı hey edebsiz hain Sen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzır Ehl-i dil düşmeni din yoksulu bir melunsun Böyle kalur mu soysuzlar elinde devlet Hak götürdü arabı gitti hele dünyadan File nacar meger yükledeler tabutunu Filler de çekemezse ne acep laşeni kim Sen soysuz eşek ol Kirliorospu yaraşur Gazel Ağyâre nigâh etmediğin nâz sanırdım Gamzen dili rüsvâ-yı cihân eyledi Seyr eylemesem âyînede aks-i cemâlin Ma'mûr idügin bilmez idim böyle harâbât Sihr etdiğini senden işitdim yine Nef'î Gazel Bir dolu nûş et, şarab-ı nab gelsün çeşmine Gamzene pür-tâb iken takat getirmez âftâb Hüsnünü bilmek dilersen bir nefes mir'ata bak Aşık isen ağlamakla bitmez iş, bir çare gör Rind isen Nef'î, humâr-ı badeden açma gözün Günümüz Türkçesiyle; Çok çok iç, gözünden sâf şarab aksın Gamzene o güçlü, parlak güneş bir takat getirmez Güzelliğini bilmek istersen aynaya bak Âşık isen ağlamakla bitmez iş, bir çare bul Rind isen Nef'î, içki sersemliğinden uyanma --- Gazel Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana Yine endîşe bilir kadr-i dür-i güftârım Girdi miftâh-ı der-i genc-i ma'ânî elime Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef'î Günümüz Türkçesiyle; 1.beyit: Mucizeleri dile getiren papağanım, dedikler boş laf(tan ibaret) değil / Felekle konuşmam (onun) kalbi temiz değil. 2.beyit: Kalbi temiz olmayana "gönül ehlidir" diyemem / Gönül ehillerinin birbirini bilmemeleri olacak iş değil. 3.beyit: Devir alçaksa ve dünya sarraf değil ise inci (gibi kıymetli olan) sözümün değerini bilse bilse düşünce bilir. 4.beyit: Anlam hazinesinin kapısının anahtarı elime geçti / Aleme bol bol cevher dağıtsam ziyanı yok. 5. beyit: Nef'î'nin temiz gönlü, sözün levh-i mahfuzudur / Dostlarınınki gibi sahaf dükkanı değildir. --- KASİDE Esti nesîm-i nevbahar açıldı güller subh-dem, Erdi yine ürdibehişt, oldu hava anber-sirişt, Gül devri ayş eyyamıdır, zevk u safa hengamıdır, Dönsün yine peymaneler, olsun tehî humhâneler, Bu demde kim şân u seher meyhane bağa reşk eder Yâ neylesün bîçareler, alüfteler, âvâreler Yâr ola, câm-ı Cem ola, böyle dem-i hürrem ola, Zevki o rind eyler tamam kim, futa mest ü şâd-kâm Her nevresîde Şah-ı gül, almış eline cam-ı mül, Açıklama: Sabah vakti ilkbahar yeli esti. Erdi yine nisan ayı, hava amber kokularla cennet içre cennet oldu, her köşe bir irem bağı. Bu mübarek nefesli mevsim aşıkların bayramıdır. Bu demde, bu seherde, meyhane bağı kıskanır Dilber mest olsa, Sevgiden şaşkına dönen biçâreler, avareler neylesin Yar olanda, Cem kadehi olanda, böyle neşeli günler olanda. Zevki O sevgili tamam eder ki, sarhoş neşesiyle. Her körpe güldür, eline içki kadehini almış. --- Bercesteler Gönül ne gök ne elâ ne lâciverd arıyor Nefi Hiciv Örnekleri:Şair Nef'î Efendi, Saraydakilerle alay eden şiirler söyler, yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekerdi... İşte bunlardan biri de Vezir Tahir Efendi idi. Ona da hakaret ettiğinden, Tahir Efendi Nef'î'ye "Kelb" (köpek) demişti. Nef'î de hemen bir şiirle ona cevab verdi:
Şeyhülislam ikaz etti!
Daha sonra tahta çıkan Sultan 4. Murad Han onu Başkatipliğe tayin etti, fakat kimseye ilişmemesini söyledi. Her ne kadar Nef'î, Padişaha bu konuda söz verse de, yaradılışı icabı, kalemini durduramayıp Sadrazam Bayram Paşa hakkında bir hicviye yazdı: "Gürcü hınzırı, a samsun-ı muazzam, a köpek |
||
|
||