MUSAMMAT NAZIM ŞEKLİ |
Musammat: Ayrı bir nazım biçimi olmamakla birlikte gazeil ve bazı kasidelere uygulanan bir divan edebiyatı tekniğidir. Sözlük anlamı; inciyi ipe dizmek demektir. Bendlerden kurulu nazım biçimlerine (murabba, muhammes, müseddes, müsebba, müsemmem, mütessa, muaşşer, terbi, tahmis, taşdir, tesdis, tesbi, tesmin, tes-i, taşir, terkib-i bend ve terci-i bend) verilen genel addır. İlk bende geçen dize ya da beyitlerin, öbür bendlerin sonunda aynen yinelenmesiyle düzenlenen musammatlara mütekerrir musammat denir. İlk benddeki dize ya da beyitlerin, öbür öbür bendlerin sonundaki dize ve beyitlerle yalnızca uyak bakımından uyuşması durumunda musammat, müzdevic musammat adını alır. Musammat ifadesi iki farklı anlamda kullanılır: A.Her beyti dört parçaya ayrılan, son parçaları aynı kafiyeyi izleyen, ondan önceki parçaları kendi arasında kafiyeli bulunan manzumedir. Dolsun yine peymâneler / olsun tehî humhâneler B.Musammatlar dört ya da daha fazla mısralı bentlerden oluşan şiirlerdir. murabba, muhammes, müseddes gibi türleri vardır. Divan edebiyatında bentlerden oluşan nazım şekilleri arasında tahmis (beşleme), tesdis (altılama), müsebba (yedileme) müsemmen (sekizleme), muaşşer (onlama) vb. TAHMÎS (Tahmîs-i Nâilî Çelebi gazel-i Bahâyî) Hirâs-ı fitne saldun dehre ey bî-dâd n’eylersün Vücûdun eylemiş hikmet-şinâs-ı âlem-i bâlâ Nihândır bû-yı fitne târ-ı anber-fâm-ı zülfünde Zemîn nat-ı siyâset-gâh-ı dil seyf-i kazâ mübrem Bulub pervâza ruhsat rûzgâra işveler satdun Ne sûret kim çekersün can bağışlarsun Mesîh-âsâ Olursun Nâilî-veş gördüğün mahbûba efgende (Vezin: Mefâilün mefâilün mefâilün mefâilün) |