• Anasayfa
  • Biyografi
  • Türk Dili
  • Türk Edebiyatı
  • Forum
  • İletişim
Yazarlar-Şairler Biyografi Kim Kimdir

Yazarlar Şairler Biyografi

  • Divan Edebiyatı

Hayali Bey kimdir, hayatı, eserleri

Hayâlî (?-1557) Divan edebiyatı şairi.

Asıl adı Mahmud olan Hayalî Bey, Bekâr Memi diye anılmıştır. Selanik yakınında, pek çok şâirin yetiştiği Vardar Yenicesi'nde doğmuş, başıboş ve derbeder bir gençlik hayatı yaşamıştır. Bir ara Vardar Yenicesine uğrayan Baba Ali Mest adlı bir kalenderi dedesiyle dervişlerine katılarak, İstanbul'a gelmiştir. İstanbul kadısı Sarı Gürz'ün korumasıyla öğrenim yapan Hayâli, bir yandan da şiirleriyle kendini tanıtmağa başlamış, defterdar İskender Çelebi, sadrazam İbrahim Paşa ve sonunda Kanunî Sultan Süleyman'ın dikkatini çekmiş ve takdîrini kazanmıştır. Devlet büyüklerinin takdîrleri, yardımları ve ihsanlarıyla hem meslek hem de edebî hayatında hızla ilerleyen Hayâli Bey, Âşık Çelebinin deyimiyle "pâdişâhın kolunda gezip, onun elinden yem yiyen bir doğan kuşu" olmuştur.

Pâdişâhın yanında Bağdad seferinde bulunan Hayalî Bey'in tali'î, sefer dönüşünde koruyucuları İskender Çelebi' ile İbrahim Paşanın öldürülmelerinden sonra birden tersine dönmüş, Rüstem Paşanın sadâretinde Kanûnî'nin de ilgi ve yardımlarını kaybetmeğe başlamıştır. Çabuk ilerleyişinin, şiirdeki ününü çekemeyen düşmanlarının da tesiriyle rahatı kaçan Hayalî Bey, Rumeli'de bir sancak isteyerek İstanbul'dan ayrılmış, ömrünün son yirmi yılını saraydan uzakta geçirmiş, 964/1556 yılında Edirne'de ölmüştür.

Hayalî Bey, başta pâdişâh olmak üzere bütün devlet büyüklerince korunmuş, ihsanlara gark olmuş bir şâir olduğu halde gözü yükseklerde olmamış, rind ve kalender yaradılışıyla basit ve derbeder bir hayat sürmüştür. Büyük bir serveti olması gerekirken parasına, malına mülküne sahip çıkmamış, eline geçeni cömertçe dağıtmıştır. Derbederliği yüzünden şiirlerini bile oraya buraya dağılmaktan kurtaramamıştır.

Ölümünde, pâdişâh Dîvânını istediği zaman, Vefalı Şeyh-zâde Ali Çelebinin toplayıp tertîb ettiği nüshayı bulup verebilmişlerdir.

Hayalî Bey, çok genç yaşta şiir söylemeğe başlamış ve kısa sürede kendini tanıtmıştır. Tezkireciler ondan hep parlak sözlerle Sultânü'ş-şu'-arâ, Melik'üş-şu'arâ, Rum-ili şâirlerinin serdârı, Hayâlî-i meşhur, Rûm'un Hafız-i Şîrâzî'si olarak söz etmişlerdir. Şiirlerinde parlak, ince hayaller, yeni buluşlar, renkli tasvirler, akıcı bir söyleyiş vardır. En büyük özelliği de rind edası ve dünyâya kalenderce bakışıdır. Tasavvufî şiirlerinde bile rindlik ve kalenderlik sezilir. Birçok bakımdan Bakî ile aynı derecede başarılı şiirlerinde tasavvufu işlemesi yönünden ondan da üstün bir şâir sayılabilir.

Hayâlı Bey Dîvânı. Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan tarafından yazma nüshalar karşılaştırılarak yayınlanmıştır. (İstanbul 1945)

Hayali Bey Şiirlerinden Örnekler

Gazel

1-Harâb olupdur ol âbâd gördüğün gönlüm
Gamınla dopdoludur şâd gördüğün gönlüm

2-Cihanda başına sultan iken benim servim
Kul oldu sen şehe âzâd gördüğün gönlüm

3-Cefâya öykünüben cevre can verir şimdi
Vefâ vü mihr ile mu'tâd gördüğün gönlüm

4-Karıştı kara yere kûhsâr-ı mihnette
Hayâlî şimdi o Ferhâd gördüğün gönlüm


Günümüz Türkçesiyle:
1. O bayındır gördüğün gönlüm harap olmuştur, neşeli gördüğün gönlüm gamınla doludur.
2. Benim selvim (selvi gibi boylum) dünyada kendi başına padişahken(kendi başına buyrukken) hür gördüğün gönlüm sen padişaha kul oldu.
3. Vefaya ve sevgiye alışmış gönlüm şimdi cefa çekmeyi taklit ederek cevre can verir.
4. Hayâlî! O Ferhat gibi gördüğün gönlüm, sıkıntı ağında kara yerlere karıştı.

Gazel

Yâr ile hem-halvet ol cisminde cânın duymasın
Hâlet-i aşkı hikâyet kıl zebânın duymasın

Ger dile bir nâvek ursa ol kemân-ebrû sakın
Zahm-ı tîrin görmesin bağrında kanın duymasın

Kâkülünde nice yıl dil mürgü kılsın nâleler
Ârızında turra-i anber-feşânın duymasın

Hâkte olsun Hayâlî sayenin hem-sâyesî
Bile seyrân eylesin serv-i revânın duymasın

Günümüz Türkçesiyle:
1-Sevgiliyle yapayalnız kal, vücudunda canın duymasın; aşk halini anlat, dilin bile duymasın.
2-O yay başlı senin gönlüne bir vursa, sakın okun yarasını görmesin, bağrında kanı duymasın.
3-Gönül kuşu senin kâkülünde nice yıllar inlesin; ama yanağında amber kokusu saçan saçın bunu duymasın.
4-Hayâlî, senin topraktaki gölgenin komşusu olsun, onunla birlikte dolaşsın, fakat senin salınarak yürüyen selvi boyun bunu duymasın.

Seçme Beyitler - Mısralar

1- Anı hoş tut garîbindir efendim işte biz gittik
Gönül derler ser-i kûyunda bir divânemiz kaldı

2- O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler

3- Geçmiş zamân olur ki hayâli cihan değer

Günümüz Türkçesiyle:

1. Efendim , işte biz gittik, senin sokağının başında gönül derler bir delimiz kaldı, onu hoş tut, o senin garibindir.

2. O balıklar ki deniz içindedir, denizi bilmezler.

3. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.

2007©Turkceciler.com |Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi