• Anasayfa
  • Doküman
  • Ders Notları
  • Forum
  • İletişim
Turkceciler.com

Türk Dili

  • Anlatım Biçimleri
  • Anlatım Türleri
  • Düşünceyi Geliştirme
  • Cümlede Anlam
  • Yüklemine Göre Cümle
  • Öğelerin Dizilişine Göre
  • Anlamına Göre Cümle
  • Yapısına Göre Cümle
  • Cümlenin Öğeleri
  • Cümle Yorumu
  • ÖSS SBS Paragraf Bilgisi
  • Anlatım Bozuklukları

Düşünceyi Geliştirme Yolları
(Konu Anlatımı,Çözümlü Örnek Sorular)

DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI 

1. TANIMLAMA     

Bir varlığı, bir kavramı temel niteliğiyle belirtmedir.          
Yazılarda çoğunlukla soyut kavramlar tanımlanır.    Yazar, okuyucunun kafasında sınırları tam çizilemeyen bu kavramları tanımlayarak hem kavrama bakış açısını verir hem de okurun kavrama gücünü artırır.         
Kimi zaman sözlüksel tanımlara başvurulsa da çoğunlukla, yazar tanımlayacağı şeye, yazdığı savunduğu düşünceye uygun bir tanım getirmeyi dener.                               
Tanım cümleleri ya "... denir."ya da "...dir."şeklinde biter. "Bu nedir?", "Kimdir?" sorusunun yanıtı tanım cümlesidir.                                                                      
"Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir araçtır."cümlesinde dilin tanımı yapılmıştır.    

ÖRNEKLER                                   
1. Stendhal, 1804'te Pauline'e yazdığı bir mektupta    şöyle diyor:"... Gündelik sözcüklere verdiğimiz değişik anlamlar yüzünden yanlış yollara sürükleniyoruz. Sözcüklerin gerçek anlamlarını bulmaya    çalışalım. Örneğin; "erdem" sözcüğünün büyük insan toplulukları için yararlı bir şeyler yapmak anlamına geldiğini düşünmek gerek. "Eğitim" sözcüğünün de kişioğlunun kafasını, ruhunu biçimlendirmek olduğunu bellemeli."   
Bu parçada "erdem" ve "eğitim" kavramları öznel bir biçimde tanımlanmaktadır.    
2. Halk, senin benim, bütün teklerin buluştuğu, damlaların gök, elin ayağın beden, akılla duygunun kafa olduğu değişik renk, ses ve kokuların kaynaştığı, birliğe vardığı yerdir.     
Bu cümlede halk, bireylerin maddi ve manevi bir birleşimi olarak tanımlanmıştır. 

ÖRNEK SORU                                
Korku bir ruh hâlidir, ikide bir gelip giden, bizi yoklayan, dengeleyen... Yüreklilik ise büyük korkular        önünde kendimizi yitirerek yaptığımız atılımdır. Her şeyi göze almak değildir, ölüme, tehlikeye        meydan okumak değildir, yapacak başka bir şey                                     
olmaması hâlidir.                                             
Bu parçada düşünceyi geliştirmek için daha çok aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?          
A) Betimlemeye           B) Tanımlamaya             
C) Karşılaştırmaya      D) Tartışmaya             
E) Örneklendirmeye                                        
(1981 / II)
                                                                      
ÇÖZÜM: Parça "korku"nun tanımıyla başlamış,arkasından "yüreklilik'ln tanımıyla devam etmiştir.
"Korku"nun tanımı "yüreklilik"! daha iyi kavramamız bakımından yapılmıştır.    
YANIT : B

2. ÖRNEKLEME

Soyut kavramları, düşünceleri belirgin kılmak için uygulanan bir anlatım yoludur.
Örnekleme soyut bir düşünceye somutluk katar, yazının anlaşılmasını kolaylaştırır. Bu nedenle en sık kullanılan anlatım yoludur.
Yazıdaki örnekler, yazarın okuduklarından, dinle­diklerinden seçilmiş olabileceği gibi yaşadıklarından, duyup gözlemlediklerinden de seçilmiş olabilir.
Yazıda bir sanatçı ya da eser adı verilerek de örnekleme yapılabilir.

ÖRNEK
Ben her okuduğum romanda asıl kendime yaklaş­tığıma inanıyorum. Her biri çok yanlı gerçeğimizi belli bir yandan açar bana. Neden söz ederse et­sin, beni, başkalarını, yaşamayı tanıtır. Balzac "Eugenie Grandef'i yazmasaydı, gecem gündü­züm bencillerle geçtiği hâlde nerden bilecektim bencilliği? "Kızıl ile Kara" olmasaydı benim de öz geçmişimden haberim olmayacaktı. Goste Ber-ling'le kuzeyi dolaşmasaydım, en soğuk geçen kışları bile sevmez, bahar gelince de toprağın coş­kusuna kapılmazdım ki.
Yazar, "Roman okumak, kişinin kendisini, başkala­rını, yaşamı tanımayı öğretir." düşüncesini bazı eserler­den öğrendiklerini örnekleyerek kanıtlamaya çalışıyor.

ÖRNEK SORU
Ankara, tarihin şaşırtıcı terkipleriyle doludur. Bura­da kerpiç bir duvardan İyonya tarzında bir sütun başlığı fırlar; bir türbe merdiveninin basamağında bir Roma konsülünün şehre gelişini kutlayan bir baş görünür. Ahi Şerafettin'in türbesini, asırlardır Greko Romen aslanları bekler. Bu yüzden Aslan-hane adını alan caminin mihrabında Etilerin toprak ve bereket ilahesinden başka bir şey olmayan bir yılan, meyveler arasında dolanır. Yazar, parçanın ilk cümlesindeki savını inandı­rıcı kılmak için aşağıdakilerin hangisine özel­likle başvurmuştur?
A)    Örneklemelere ağırlık verme
B)    Öyküleyici anlatım yolunu seçme
C)    Konuyu tartışma içinde sunma
D)   Okurun hayal gücüne dayanma
E) Kanılarını öne çıkarma              (1982/11)

ÇÖZÜM: Parçanın ilk cümlesinde "Ankara'nın, ta­rihinin şaşırtıcı birleşimlerle (tertipleriyle) dolu" olduğu belirtilmektedir. Sonraki cümlelerde ise bu birleşimi oluşturan kültür kalıntıları tek tek sayılmakta, yani ör­neklendirilmektedir.
Böylece ilk cümledeki savı inandırıcı kılmak için örnekleme yöntemine ağırlık vermiştir.
YANIT: A

3. KARŞILAŞTIRMA

Herhangi bir düşünceyi açıklamak için iki varlık, iki kavram arasındaki benzerlik ya da karşıtlıklardan yararlanmaktır. Karşılaştırma da somutlaştırmayı sağ­layan bir yoldur. 

ÖRNEK
Arı, on binlerce yıldır aynı işi en kusursuz biçimde yapar: Düzgün, geometrik ölçülerle peteğini örer ve topladığı bin bir çiçek tozundan, bir kimya laboratuvarının imbiklerinden daha üstün biçimde balı­nı süzer. Oysa insanoğlu uğraştığı on binlerce işi binlerce yıldır giderek geliştirmekte ve hâlâ en ku­sursuza ulaşmaya çalışmaktadır, işte insan budur.
Bu parçada insanla arı karşılaştırılarak verilmiştir. Bu karşılaştırmadan "İnsanoğlu, uğraştığı işi giderek geliştirmekte ve kusursuzluğa ulaşmaya çalışmakta­dır." ana düşüncesine ulaşılmıştır.

ÖRNEK SORU
İnsanlığın adım adım ilerlemesini sağlayan şey, kuşkusuz, kişisel kazançların ürün ve buluşların kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır. Hayvanlar dün­yasında buna benzer bir olay yoktur; eğitim gör­müş bir köpek, başka bir köpeği eğitemez.
Bu paragrafın anlatımında aşağıdakilerden hangisi daha ağır basmaktadır?
B) Kanıtlama           D) Karşılaştırma
 
A)Benzetme             C) Örneklendirme          E) İlişki kurma
(1981 /1)
ÇÖZÜM: İnsanda bilginin kuşaktan kuşağa akta­rıldığı o nedenle insanlığın sürekli ilerlediği, oysa hay­vanlarda bu olguların söz konusu olmadığı anlatılmış, insan ile hayvan arasında karşılaştırma yapılmıştır.
YANIT : D

Karşılaştırma üç biçimde yapılır;
A) Benzerliklerden Yararlanma
Varlık ya da kavramların yalnız benzeyen yönleri ele alınarak karşılaştırma yapılır.
 ÖRNEK
Andre Maurais'ya göre hikâye, romandan çok tiyatroya yakın bir türdür. Tiyatro gibi onun da sağ­lam bir çatıya, örgüye, becerikli bir sona, kısacası bir "perde"ye ihtiyacı vardır. Hikâyeden film çıkarmak, romandan film çıkarmaktan daha kolay değildir.
Bu parçada öykü ile tiyatronun benzer yönleri sıra­lanarak karşılaştırma yapılmıştır.

B) Karşıtlıklardan Yararlanma
Varlık ya da kavramların yalnız karşıt yönleri ele alınarak karşılaştırmaya başvurulur. 

ÖRNEK SORU
Edebiyatın konusu insandır, doğadır; edebiyat bü­tün olanaklarıyla insanı tanıtmaya yönelmiştir. Eleştirinin konusu ise eserdir; amacı eseri tanıt­mak ve değerlendirmektir. Edebiyatta dolaysız bir yaratma söz konusudur. Eleştirmen ise dolaylı ya­ratan kişidir. Yargılanan bir eser olmadıkça eleşti­ri de olmaz.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden han­gisi ağır basmaktadır?
B) Karşılaştırma         D) Tartışma
 
A) Örneklendirme     C) Tanımlama           E) Öyküleme
(1988/11)
ÇÖZÜM: Bu parçanın anlatımında kullanılan yön­tem "karşılaştırma"dır. "Edebiyat" ile "eleştiri" konula­rı yönünden; "edebiyatçı" ile "eleştirmen" yaratmada­ki nitelikleri yönünden karşılaştırılmıştır. Bu karşılaş­tırmada ayrı yönler ele alınmıştır.
YANIT: B

C) İlişki Kurma
İki olay ya da iki durum arasındaki benzerlikten yararlanarak düşüncenin somutlaşması sağlanır. 
ÖRNEK
Okulda iken tahta sıraların üstüne isimlerini çakıy­la kazıyan arkadaşlarımız vardı. Bir gün bunlardan birisine:
-        Ne işe yarayacak bu? diye sormuştum. Küçü­cük bıçağın ucuyla tahtayı oymaya devam ederek düşünmeden cevap verdi:
-        Hiiçç... yarına kalır.
Günlerden bir gün Persespolis'i geziyordum. Şeh­rin girişindeki aslanlı kapının duvarında isimlere rastladım. Bunlar, vaktiyle harabeleri gezmeye gelmiş her milletten gezginlerdi. Herkes zamanla yumuşamış taşlara kendi adını kazımıştı. Bunlar­dan tarihin büyük duvarlarına tutunmak isteyen in­sanların duygularını gördüm. Sanırım içlerinden birini okul arkadaşım gibi yakalayıp davranışının sebebini sormak mümkün olsaydı, aynı cevabı ve­recekti.
-    Hiiçç.... Yarına kalır.
Bu parçada "bilinçli" olmamakla birlikte sözün uçup gideceğini, ama yazının, böylece insanın yarına kalacağını düşünenlerin davranışı verilmektedir. Ya­zar, arkadaşı ile gezginlerin davranışlarındaki benzer­likleri arasında ilişki kurarak düşüncesini sunmuştur.

4. TANIK GÖSTERME VE ALINTI YAPMA

Bir düşünceyi savunmak, doğruluğunu kanıtlamak için aynı görüşü paylaşan, destekleyen bir kişinin -ki­mi zaman karşıt görüşün yanlısı bir kişi de olabilir— yazılarından veya konuşmalarından alıntı yapmaktır. Tanıklığına başvurulan kişinin sözü edilen konuda yetkin olması gerekir. Yazar, bu yetkin kişinin sözünü ya kendi sözü hâline getirir (dolaylı anlatım) ya da sözünün tamamını veya bir bölümünü tırnak içinde vere­rek kullanır (doğrudan anlatım).
Tanık gösterme iki yolla gerçekleşir: Yazar, ya tanığın sözünden yola çıkarak, onun inandırıcılığına da­yanıp düşüncelerini geliştirir ya da kendi görüşünü belirttikten sonra tanığa başvurarak düşüncesini inandı­rıcı kılmaya çalışır. Tanık gösterme atasözleriyle de yapılır.
       ÖRNEK SORU
Andre Gide bir yazısında şöyle der: "Sanatçının  konusu insandır. Bir insanın yaşamı o insanın düşlerinin de kaynağıdır." Bu söze katılıyorum. ; Çünkü yaşananlarla düşler iç içedir. Sanatçı, ya­zar, ozan da insan yaşamını, insan düşlerini bir  yapıtta gerçeğe dönüştürendir. Başkasına, gele-; ceğe bakandır. Kendi yaşadıklarına, düşlerine herkesi ortak edendir.
 Bu parçada yazarın, Andre Gide'den bir alıntı  yapmış olmasının nedeni aşağıdakilerden özellikle hangisi olabilir?
A) Anlatımına akıcılık kazandırma
B) Okuyucunun ilgisini çekme
C) Sanatçı konusundaki görüşlerini inandırıcı kılma
D) Karşıtlıklardan yararlanarak düşüncesini geliş­tirme
E) Yaşamla sanat eseri arasındaki ilişkiyi kanıtla­ma
         (1981 / II)
ÇÖZÜM: Bu paragrafta yazarın düşüncesi şudur:"Sanatçı insanı konu alır ve onun yaşamını, düşlerini bir yapıtta gerçeğe dönüştürür." Bu görüşünü inandırıcı kılmak için, Andre Gide gibi ünlü bir sanatçının aynı konudaki bir sözünü paragrafına katıyor, görüşün doğru olduğuna bir kanıt olarak kullanıyor. Cevap bu yüzden C ' dir.       YANIT : C
Yazıda tanık göstermeye ve alıntılamaya başvurulmasının nedeni, öne sürülen düşüncenin inandırıcı olmasını, kanıtlanmasını sağlamaktır. Bu yüzden atasözleri, özdeyişler ve bazı özlü sözler düşünceyi inandırıcı kılmak için kullanılabilir. 

ÖRNEK
Herkesi her yönüyle bağışlamak bir bakıma herke­si kendinden küçük görmek, kendini herkesten bü­yük görmek değil midir? Küçüktür, ne yaptığını, ne dediğini bilmez, bağışla; diye diye kişi kendini ne kadar çok yüceltir. Atalarımız boşuna dememişler: "Bağışlamak büyüklüğün ünündendir." Dahası herkesi bağışlamak, biraz olsun tanrısallık, insanüstülük sınavında bulunmak değil midir?
Yazar bu paragrafta düşüncesini inandırıcı kılabil­mek için atasözünden yararlanma yoluna gitmiştir.

5. SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA

Düşüncelerin kanıtlanması, inandırıcı kılınması i-çın araştırma sonuçlarından yararlanma yoluna gidilir.
İstatistiklerin -sayılara karşı beslenen güvene bağ­lı olarak- inandırıcı etkisi, savunulan düşüncelerin sayısal verilerle desteklenmesini getirmiştir.
Güvenilir kaynakların sunduğu verilerin kullanılması yazarın inandırıcılığını büyük ölçüde artırır. Ancak genelleşmiş istatistik bilgiler ve kasıtlı olarak veritenler güvenirliği sarsar.

ÖRNEK SORU
(I) Dünyanın en güzel, en lezzetli inciri Türkiye'de yetişir. (II) Yıllık üretim 185 bin ton civarındadır. (III) Kalkınabilmemiz için bu üretimi daha da artır­malıyız. (IV) Öteden beri dışa sattığımız mallar arasında incir önemli bir yer tutar. (V) Bu da incir­lerimizin dış ülkelerde nasıl arandığını gösterir.
Bu paragrafı oluşturan cümlelerden hangileri, ötekilere göre daha kesin bir biçimde ve kolay­lıkla kanıtlanabilir yargılar niteliğindedir?
A) I. ile V.        B) I. ile IV.        C) I. ile III.
D) II. ile V.        E) II. ile IV.
(1981 /I)
ÇÖZÜM: İncir'in yıllık üretiminin 185 bin ton oldu­ğu sayısal verilerden yararlanarak kanıtlanabilir. Yine incirin dışa satılan maddeler arasında önemli bir yer tuttuğu da sayısal verilere bakılarak tespit edilebilir.
YANIT : E

6. SOMUTLAMA

Soyut kavramları benzetme yoluyla açıklamaktır. Kavram, benzetilen varlığın bazı nitelikleriyle kavratıl-maya çalışılır. Bu yolla kavram zihinde canlanır, görü­nürlük kazanır.
Örnekleme, tanımlama, karşılaştırma gibi düşünceyi geliştirme yollarında somutlamaya başvurularak düşünce kolayca kavratılır.
ÖRNEK
Benim ruhum hava ile dolu bir şişeye benzer. Bu şişe hiçbir zaman hayat kaynağı olan oksijenden mahrum kalmaz. Bu şişenin içindeki havayı bir boşaltgaç ile istediğiniz kadar boşaltmaya çalışınız, yine içinde biraz olsun oksijen kalır. Ruhumun ka­nına can veren manevi oksijen de "ümit'tir.
Soyut bir kavram olan ümit, oksijene benzetilerek somutlaştırılmıştır.

 7. SOYUTLAMA

Düşünceleri; somut kavramlara, soyut anlamlar vererek açıklamaktır.
  Soyutlama yoluyla anlam yoğunlaştırılır. Okurun bilgi ve yaşam birikimine bağlı olarak yorumu sağlanır. Kavramın netleşmesi, okurun çağrışımına bağlıdır. Bu yol daha çok şiirde kullanılır.
    ÖRNEK
   Saat Çini vurdu birden: pirinççç
Ben gittim bembeyaz uykusuzluklardan
Kasketimi üstüne eğip acılarımın      
Sen yüzüne sürgün olduğum kadın
Karanlık her sokaktaydın gizli bir köşedeydin

8. BENZETME 

Çoğunlukla cümle düzeyinde kullanılan, anlamı zenginleştirmeyi amaçlayan bir düşünceyi geliştirme yoludur. Paragrafın içinde yer yer bulunur, anlatıma güç katar.
       Benzetme, aralarında benzerlik olan iki şeyden benzerlikçe zayıf olanı güçlü olanla anlatmaktır.
*   Erkenden yağan yoğun kar, sanki beyaz bir ölümdü.
*   Bu olaydan sonra kendimi kuş gibi hafif hisse-diyorum.
 *Bülbülün güle kavuşması gibiydi iki sevgilinin
buluşması.
 * Güneş bu sabah, dalından koparılmış taptaze portakalı andırıyor.

2007©Turkceciler.com |Öss Paragraf Bilgisi|Anlatım Türleri |   Türkçe Edebiyat Türk Dili