AHİLİK HAFTASI (8-12 Ekim) |
| Ahi Birliklerinde Yönetim
|
| AHİ BİRLİKLERİNDE EĞİTİM |
Eğitimin amacı kişinin ahlaki, mesleki bilgi ve becerilerini artırmak ve onu bu yönde yetiştirmektir. Meslek ve ahlak eğitimi bir arada verilir. |
| AHİ BİRLİKLERİNDE YÖNETİM |
Ahi birliklerinde iki çeşit üye bulunurdu. Birinci grupta çırak, kalfa, ustadan oluşan yönetilen grup, ikincisinde Ahi Baba, Yiğitbaşı, Kethuda’dan oluşan yöneticiler grubu vardı. İş yerlerinde çırak,kalfa usta hiyerarşisi içinde çalışan ve üretim yapan birinci gruptakiler aynı zamanda birliğin maddi gelir kaynağını sağlıyorlardı. YÖNETİM ŞEMASI BÜYÜK MECLİS BİRLİK YÖNETİM KURULU KETHUDA(AHİ BABA) YİĞİTBAŞI İŞÇİBAŞI *Orta sandık *Hakem heyeti *Hariciler *Dahililer |
| AHİLERİN AHLAK DIŞI SAYDIĞI ŞEYLER |
1. İçki içen, 2. Zina işleyen 3. Münafıklık, dedikodu ve iftira eden 4. Gururlanan, kibirlenen 5. Merhametsizlik eden 6. Kıskanan 7. Kin besleyen 8. Sözünde durmayan 9. Yalan söyleyen 10. Emanete hıyanet eden 11. Kişinin ayıbını örtmeyen, bu ayıbı yüzüne vuran 12. Cimrilik, eli sıkılık eden 13. Adam öldüren kişiler örgütten atılırdı. |
| AHİLİĞİN ÖNDE GELEN ALTI İLKESİ |
1. Elini açık tut 2. Sofranı açık tut 3. Kapını açık tut 4. Gözünü bağlı tut 5. Beline sahip ol 6. Diline sahip ol |
| AHİLİĞİN SOSYO EKONOMİK YÖNLERİ |
Türkler Anadolu da ki şehirlere yerleşirken bu bölgede el sanatları ve ticaret Bizans’ın geliştirdiği loncalara bağlı Rum ve Ermenilerin tekelindeydi. Sanatkar ve tüccar Türklerin yerli tüccar ve sanatkarlar karşısında tutunabilmeleri, onlarla rekabet edebilmeleri, ancak aralarında bir teşkilat kurarak dayanışma sağlamalarına, bu yolla iyi, sağlam ve standart mal üretip satmaları ile mümkün olabilirdi. Ahi birliklerin de bu şartların tabii bir sonucu olarak ortaya çıktığı görülür. Doğrudan bir devlet denetimi olmayan ahi örgütleri hem ekonomik, hem de sosyal bir kurumdur. |
| AHİLİK KURUMUNUN DOĞUŞU |
Türklerin Anadolu’da karşılaştıkları sosyal ve ekonomik sıkıntılarına çözüm getirmek ve yerli Bizans ekonomisine karşı rekabet edebilmek ihtiyacından doğan özgün bir kuruluştur. Önceleri Anadolu’daki Türk esnaf, sanatkar ve üreticiler birliği olarak faaliyette bulunan örgüt, sonraları toplumun tüm katmanlarını içine almıştır. AHİ EVRAN Ahilik teşkilatının kurucusu, iktisatçı, filozof Ahi Evran’ dır.Ahi Evran 1171’de Azerbaycan’ın Hoy kasabasında doğdu. İlk tasavvuf terbiyesini Hoca Ahmet Yesevi’den, ilmini de Fahreddin-i Razi’den almıştır. 1205 yılında Kayseri’ye giden Ahi Evran daha sonra Konya, Denizli ve Kırşehir’e gelerek Ahi birliklerinin teşkilatlandırılmasını sağlamıştır. AHİLİĞİN DOĞUŞU Selçuklular döneminde devlet adamlarının tabiat bilimlerine ve felsefeye ilgi duymaları bilim adamlarını bu alanda eserler vermeye ve fikir üretmeye yönlendirmiştir. Bu alandaki çalışmalar bilimin iş alanında uygulanması ve insanların bilimden yararlandırılması düşüncesinin doğmasına vesile olmuştur. Bilimin işe dönüştürülmesi ön plana çıkmıştır. Ahi teşkilatı Anadolu’da tabiat ilimleri alanındaki çalışmaların ışığında kurulmuştur. Kuruluş amacı ilmi çeşitli sanat alanlarında uygulamaya koyarak toplumun bundan yararlandırılmasını sağlamaktır. Ahi Evran “Letaif-i Hikmet” adlı eserinde Ahiliğin kuruluş feksefesini şöyle ifade etmektedir: “Allah insanı medeni tabiatlı yaratmıştır. Bunun anlamı şudur: Allah insanı yemek, içmek, giyinmek, evlenmek, mesken edinmek gibi çok şeylere muhtaç olarak yaratmıştır. Hiç kimse kendi başına bu ihtiyaçları karşılayamaz. Bu yüzden demircilik, marangozluk gibi bir çok meslekleri yürütmek için çok insan gerekli olduğu gibi demircilik ve marangozluk da bir takım alet ve adevatla yapılabildiği için bu alet ve adevatı tedarik için de çok sayıda insana ihtiyaç vardır. Böylece insanın (toplumun) ihtiyaç duyacağı bütün sanat kollarının yaşatılması gerekir.bu halde toplumun bir kesiminin sanatlara yönelmesi ve her birinin belli bir sanatla meşgul olması gerekir ki toplumun bütün ihtiyaçları görülebilsin Bir çok insanın bir arada çalışması sanatkarlar arasında rekabet ve münazaaya sebep olabilir. Çünkü bunların her biri kendi ihtiyacına yönelince menfaatler çatışması ortaya çıkar. Karşılıklı hoş görü ve affetme olmadığı zaman münazaa ve ihtilaf zuhur eder. o halde bu insanlar arasındaki ihtilafı halledecek kanunlar koymak gereklidir. Toplum çeşitli sanat kollarını yürüten insanlara muhtaç olduğuna göre bu sanatların her birini yürüten çok sayıda insanların belli bir yerde toplanmaları ve sanatkarların her birinin kendi sanatlarıyla meşgul olmaları sağlanmalıdır ki toplumun bütün ihtiyaçları görüle bilsin.” Ahilik ve ahilik teşkilatı bu düşüncelerin uygulamaya koyulmasının tabii bir sonucu olarak doğmuş ve gelişmiştir. |
| AHİLİKTE DOKUZ DERECE |
Ahilik de 9 dereceli bir sisteme dayanır. Her kapı üç dereceyi içerir. Bu dereceler şöyle sıralanır: 1. Yiğit, 2. Yamak, 3. Çırak, 4. Kalfa 5. Usta, 6. Nakip, 7. Halife, 8. Şeyh 9. Şeyh ül Meşayıh. |
ESNAF DÜKKÂNLARINDAKİ MANİLER- ŞİİRLER |
Bir dükkânda : Her sabah Besmeleyle açılır dükkânımız. Hakk’a iman ederiz, Müslümandır şanımız. Eğrisi varsa bizden, doğrusu elbet sizin. Hiylesi hurdası yok, helalinden malımız. Müşterilerimiz velinimet, yaranımız yarimiz. Ziyadesi zarar verir, kanaattir kârımız. Bir aşçı dükkânında: Her taamın (yiyeceğin) lezzeti ta ki dimağdan (beyinden) çıkar, Tuz ekmek hakkını bilmeyen akıbet(sonunda) gözden çıkar. Balıkçı dükkânında: Ehl-i aşka müptelayım(tutkunum) nemelazım kâr benim, Mal ve mülküm yoktur amma kanaatim var benim. Bir helvacı dükkânında: Dolandım misl-i cihan(cihan misali) bulamadım başıma bir tane tac, Ne eğride tok gördüm ne doğruda aç. Bazı dükkânlarda: Dükkân kapusu Hak kapusu, Hakkına yalvar, Çeşmim (gözyaşım) gibidir çeşmeleri akmasa da damlar.
Bir şekerci dükkânında. Sade pirinç zerde olmaz bal gerektir kazgana (kazana), Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana. Bir dükkânda: İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah (iğrenmek, diksinmek), Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah. Bir dükkânda: İlim ve sanattan haberdar olmayanlar aç olur, Müflis (iflas eden) ve bîvâye(yoksul) kalur, herkese muhtaç olur. Berber dükkânında: Her seherde besmeleyle açılır dükkanımız, Hazret-i Selman Pak’tır pîrimiz üstadımız. Lâfla dükkân açılmaz, boş yere etme telâş Selmân-ı Pâk de gelse parasız olmaz tıraş Bir hamamda ve bir saatçi dükkânında: Gelen gelsin saadetle, Giden gitsin selametle. Marangoz dükkânında: Sefa geldin ey müsafir, ısmarla kahve içelim, İşçi ile sohbet olmaz, bir merhaba der geçelim. Yine başka bir iş yerinde: Doğru olsan ok gibi elden atarlar seni Eğri olsan yay gibi elde tutarlar seni Menzil alır doğru ok elde kalır eğri yay,
İnsanları ayırma ha! Hepsine adil ver hakkın Hayırlıdan ayrılma ha! Her şeyin söyle gerçeğin Etrafına dostluk saç ha! Eser kalır, sen gidersin İyi belle unutma ha! Önce hizmet sonra sensin Denizli Babadağ çarşı duası |
