NOKTALA İŞARETLERİ |
Yazıdaki trafik işaretleri olarak da tanımlayabileceğimiz noktalama işaretleri şunlardır: 1. NOKTA ( . )
Türk’üm. “Artık ana dili büsbütün işitilmez olmuştu. Hasan, köşeye büzüldü; bir şeyler soran olsa da susuyordu, yanakları pençe pençe, al al olarak susuyordu. Portakal bahçelerine dalmış, göğsünde bir katılık, gırtlağında lokmasını yutamamış gibi bir sert düğüm, daima susuyordu.” (Eskici; Refik Halit Karay)
Prof., Doç., Dr., İst., s., vb., Cad., Sok., Alm., Ar., Far., Fr., İng. Nokta kullanılmayan kısaltmalar: TBMM, TDK, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (sekizi de yön), m, cm, g, kg, l, C, Fe
50. yıl kutlamaları, Cumhuriyet’in 75. yılı, yılın 365. günü IV., II. Mehmet, XV. yüzyıl
12.584.000, 325.355.254
05.02.1972, 119.12.1996, 29.X.1923 Ay adları harfle yazılırsa nokta kullanılmaz: 29 Ekim 1923
08.30, 14.40, 23.58, 00.20[3]
I. II. A. B. 1. 2. a. b. i. ii.
Agâh Sırrı Levent, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960. Matematikte çarpı işareti yerine konur:4.5=20
2. VİRGÜL ( , )
Uzun boylu, sarışın, gözlüklü ve sevimli bir çocuktu. (sıfatlar arasına) Kalemini, defterini, çantasını ve hırkasını alıp gitti. (nesneler arasına) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller
Umduk, bekledik, düşündük.
Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Atatürk)
Çocuk, soğuk bir kış günü ayrıldığı ve uzun zaman haberini dahi alamadığı köyünü artık unutmuştu.
Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. Bu cümlede ihtiyar kelimesinden sonra virgül olmasaydı bekçinin ihtiyar olduğu ve başka birinin bu ihtiyar bekçiye soru sorduğu anlaşılacaktı.
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkçeleşiyor.
Muhterem Hocam,
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.
Hepinizi çok iyi tanıyorum, dedi.
Türk Tarih Kurumu Başkanlığına,
Kuşadası, 7 Şubat
22,4 2,5 125,255
Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938
3) NOKTALI VİRGÜL ( ; )
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür şan kalır. (Bu cümlelerin arasına nokta konabilirdi, ama duraklama kısa olduğu için noktalı virgül konmuş.) Gitmemiz gerekiyor; bekleyenler var. (çünkü) Okumuş bir kadın değil, ama anlayışlı; çok genç değil, ama güzel... (bununla birlikte) Karşısında, bir şezlonga uzanmış esmer, güzel bir kız, siyah maroken kaplı bir kitap okuyor; pencereden, çiçek, kır kokuları; deniz, dalga fısıltıları getiren tatlı bir nisan rüzgârı giriyordu. (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin) (bu esnada; ve)
Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (YKB) *Sıralı cümleler arasına giren bu bağlaçlardan önce nokta, virgül ya da noktalı virgül koyup koymamak yazara göre değişebilen bir üslûp meselesidir.
Murat, Yavuz ve Kâzım bir grup; Ahmet, Metin ve Mehmet de bir grup olsunlar.
kavun, karpuz, kelek; lâhana, pırasa, ıspanak; bisküvi, kraker, çikolata...
Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum.
Faruk; Kenan, Hulusi ve Mustafa ile yaşıt sayılır.
Akşama dek hiç durmaksızın çalışmıştı; çok yorgundu. 4. İKİ NOKTA ( : )
bestesiz:bestesi olmayan.
Çocuk merakla sordu: “Bana ne getirdin?”
Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bazıları şunlardır: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem...
-Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? -Yulaf, pancar, nohut, mercimek... Bilge Kağan: Türklerim işitin! Koro: Göğe erer başımız başınla senin!
Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz
a:ile, ceva:hir, di:nen, ka:til, i:cat...
45:3=15 Jİki noktadan sonra bağımsız bir cümle geliyorsa bu cümle büyük harfle başlar; art arda örnekler sıralanıyorsa ilk örnek küçük harfle başlar: Tam kapıdan çıkmak üzereyken sordu: Akşam erken gelecek misin? *İki nokta kullanılmış cümleler bazen aynı kelimeler kullanılarak ama iki nokta kullanılmadan da kurulabilir: Çocuk merakla sordu: “Bana ne getirdin?” ›Çocuk merakla, bana ne getirdin, diye sordu vb. 5. ÜÇ NOKTA ( ... )
Fiillerin bazıları isimlerden türemiştir: başlamak, suçlamak, incelmek, çoğalmak... Güneşli fırtınalar, renk renk çiçekler... ve başka insanlarla birlikte yeni bir hayata hazırlanıyordu.
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
Olaya ... Bey’in oğlunun da adı karışmış.
“...Annelerinin esvaplarını kızlar giyer, büyükannelerinin mücevherlerini torunlar takardı. Sırmalı çedik pabuçlar, kırmızı feraceler... Ah hele kırmızı feraceler... Baharın yeşil çimenleri üzerinde, seyir yerlerinde kadınlar tıpkı birer gelincik çiçeği gibi parlarlardı...” (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin) *Bu görevdeki üç nokta yay ayraç içerisinde de konabilir.
Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar: - Koca Ali... Koca Ali, be’ (Diyet)
-Yabancı yok! -Sen misin, Ali usta? 6. SORU İŞARETİ ( ? )
Hangi elbiseyi beğendiniz?
Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı?
Kaça aldım, şimdi hatırlamıyorum. (soru kelimesi nesneye dahil) Yapar mı yapmaz mı bilmem. (soru kelimesi nesneye dahil) Bu olayı bize ne zaman anlatmıştı, hatırlamıyorum. (soru kelimesi nesneye dahil)
Yaşınız?
Ankara’dan Konya’ya 1,5 (?) saatte gitmiş.
Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum yeri: ?), ( ?-1120)
Akşam oldu mu sıla özlemi depreşir gurbetçilerde. Hele bir de karların eriyip sularının akması yok mu... 7. ÜNLEM İŞARETİ ( ! )
Komşular! Babacığım! Hemşehrilerim! Tanrım! Yazık sana! Aşkolsun! Hey baksana! Ey Türk gençliği! Hey! Biraz bakar mısın? Hişt! Buraya gel! Şşt! Sus bakayım! Ee, yeter artık! Aa! Bu da ne? Ah, ne yaptım! Eh! Fena değil. Ay, elim! Gitme ha! Hah, şimdi oldu! Hay Allah! Vah zavallı! Vay sersem! Aman dikkat! İmdat! Boğuluyorum! Simitçi! Çok ilginç! Ne kadar güzel! Çabuk eve git! Ne olur yardım et! Çık dışarı! Güm! Miyav! Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Kar, yılın ilk karı... Belliydi yağacağı. Kaç gündür neydi o soğuklar öyle! Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Zamanla nasıl değişiyor insan! Gökyüzünün başka rengi de varmış! *Ünlem işareti, ünlem ifadesinden hemen sonra kullanılabileceği gibi cümlenin sonunda da kullanılabilir: Eyvah, geç kaldım! Eyvah! Geç kaldım! *Parantez içinde kullanılan ünlem işareti alay etme, hafife alma, küçümseme, inanmama, kinaye anlamları katar: İsteseymiş bu kitabı bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş. Enflasyonun nasıl düşeceğini bilmeyen ekonomi bilginlerimiz (!) var. Gençliğinde 100 metreyi 10 saniyede koşarmış (!).
8. KESME İŞARETİ ( ’ )
|
