12.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi Konuları |
| Lise 12.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi Müfredatı |
I. ÜNİTE : SANAT METİNLERİNİN AYIRICI ÖZELLİKLERİ
Çalışma/Uygulama/Etkinlik Öğrenciler; tarihî olay ve kişileri anlatan metin, gezi yazısı, anı, biyografi, fabl, masal, halk hikâyesi, hikâye metinleri ve destan parçaları araştırır, bulur, okurlar. Arkadaşlarının okudukları metinleri dinlerler ve bu metinler hakkındaki düşüncelerini ifade ederler. Öğrenciler, öğretici metinlerdeki anlatıcı ile sanat metinlerindeki anlatıcıyı karşılaştırır, farklılıklarını sıralarlar. Açıklama [!] Anlatma, gösterme, kendini coşku ile ifade etme etkinlikleri çevresinde dille gerçekleştirilen sanatların gruplandırılabileceği vurgulanır. II. ÜNİTE : SANAT METİNLERİ
Çalışma/Uygulama/Etkinlik Öğrenciler, günlük hayatta tespit ettikleri aksaklıkları ifade eden fabl örnekleri yazarlar. Yazdıkları fabllerı okurlar. Arkadaşlarının yazdıkları fabllar hakkında düşüncelerini ifade ederler. Her öğrenci, Türk masallarından bir metin okur. Birkaç öğrenciden okuduğu masalı arkadaşlarına anlatmaları istenir. Öğrenciler anlatılan masallar hakkında düşüncelerini ifade ederler. Halk masalları ile Anderson masalları gibi yazarı belli masallar arasındaki farklılıkları araştırır. Öğrenci grupları, çocukların masalları neden sevdiklerini tartışırlar. Tartışma sonuçlarını grup sözcüleri sınıfa sunar. Öğrenciler sesi iyi ve düzgün kullanmamaktan, dil bilgisi kurallarına uymamaktan oluşan ve dil birlikleri arasındaki anlam ilişkisinden kaynaklanan ifade bozukluklarının araştırırlar. Öğrenciler, Türk halk masallarından biri hakkında bir yazı yazarlar. Yazdıklarını arkadaşları ile paylaşırlar. Arkadaşlarının okudukları yazı hakkında düşüncelerini ifade ederler. Öğretmen, öğrencileri dört gruba ayırır. Birinci grup: bir halk hikâyesi; ikinci grup: Maupassant tarzı bir hikâye (Refik Halit, Ömer Seyfettin, Sabahattin Ali gibi); üçüncü grup: Çehov tarzı bir hikâye (Memduh Şevket Esendal’ın 1922’den sonra yazdığı hikâyeler gibi) dördüncü grup: Sait Faik’in sanat hayatının son devresini karakterize eden hikâyelerinden biri ile 1950 sonrası hikâyelerinden birini seçerler. Her grup seçtiği hikâyeyi, dokuzuncu sınıf Edebiyat Programında “Anlatmaya Bağlı Edebî Metinleri İnceleme Yöntemi”ne göre inceler. Gruplar, inceleme sonuçlarını sınıfta paylaşırlar. Her grup, kendi hikâyeleri ile diğer grupların hikâyelerini yapı, tema, dil ve anlatım, gerçeklik ve gelenek bakımlarından karşılaştırır. Hikâye yazmayı dener. Sait Faik’in “Kınalı Adada Bir Ev”, “Sinagrit Baba”, “Alemdağı’nda Var Bir Yılan” gibi 1945’ten sonra yazdığı; kendi “ben” ini ve bunalımlarını anlatan hikâyeleri ile Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Abdullah Efendi’nin Rüyaları” kitabında bir araya gelen metinleri okur. Öğrenciler; Notre Dame’nin Kamburu, Madame Bovary, Suç ve Ceza, Goriot Baba, Aşk-ı Memnu, Handan, Kiralık Konak, Kuyucaklı Yusuf, Yalnızız, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, İnce Memed, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Küçük Ağa, Devlet Ana, Osmancık, Bereketli Topraklar Üzerinde, Sinekli Bakkal, Ağrı Dağı Efsanesi, Bugünün Saraylısı, Çalıkuşu, Bir Düğün Gecesi, Kilit, Küçük Dünyalar, Ayaşlı ile Kiracıları, Gün Uzar Yüzyıl Olur romanlarından en az üçünün okuduğu romanların özelliklerini belirler, bu özellikleri yazılı olarak sıralar, bunları sözlü olarak sınıfa sunarlar. Arkadaşlarının okuduğu eserler hakkında yazdıklarını dinlerler. Sınıfta tartışarak okudukları üç romanı birbiriyle karşılaştırır, benzer ve farklı yönlerini sıralarlar. Öğrenciler, insanlığın ilk dönemlerini konu alan filmlerde ayin ve törenleri izler. Seyretme ihtiyacını karşılamak üzere oluşan sanat dallarını araştırır. Öğrenciler, tiyatroya gitmek, temaşa etmek, temaşa sanatı, görsel sanatlar, tiyatro metni anlamlarını, kullanıldıkları yer ve dönemlerini de dikkate alarak araştırırlar. Tiyatrolarda temsil edilen metinlerdeki mekânların gösterilmesi için neler yapıldığını araştırır. Öğrenciler, dramatik metinlerin her grubuna ayrı bir ad verilip verilemeyeceğini araştırırlar. Öğrenciler, okudukları bir drama metni hakkında yazılmış yazılar bulur; tiyatro tarihi veya dramatik edebiyat tarihi içinde metnin yerini ve bağlı olduğu geleneği belirler; eserin yazıldığı dönemin zihniyeti hakkında kısaca bilgi verir; ele aldıkları metni edebî metin olarak inceler. Öğrenciler, seyrettiği bir tiyatroyu; eserin sahneye konuluşu, temanın yorumlanması, oyuncuların metni yorumlamadaki başarıları veya başarısızlıkları, oyunun seyirci üzerinde bıraktığı etki bakımlarından değerlendiren bir yazı yazarlar. Öğrenciler, Cumhuriyet Döneminden, tanınmış beş farklı şairden değişik temalarda yazılmış birer şiir seçer ve okurlar. Arkadaşlarının seçtikleri şiirleri dinlerler. Öğrenciler mensur şiir, manzum hikâye ve şiir bulup okurlar. Bu üç metni karşılaştırıp benzer ve farklı yönlerini belirlerler. Öğrenciler, şair hakkında bilgi edinirler. Öğrenciler, şiir üzerine bir inceleme yazısı yazarlar. Açıklamalar [!] Fablde düşsel olay ve kişiler yardımıyla insanlara özgü davranış, değer, düşünce ve tutumların dile getirildiği belirtilir. 9.Sınıf “İletişim-Dil ve Kültür” ünitesiyle ilişkilendirilerek işlenecektir. [!] Temaların evrensel oldukları, değişmez ahlâkî değerler ve insana ait özellikler çevresinde yoğunlaştığı belirtilir. 10.Sınıf “Anlatım ve Özellikleri” ünitesiyle ilişkilendirilerek işlenecektir. 10.Sınıf 4-5 ünitesiyle ilişkilendirilerek işlenecektir. [!] Masallarda olağanüstü kişilerin başlarından geçen olağanüstü olayların anlatıldığı, mekân ve zamanın da olağanüstü özellikler taşıdığı belirtilir. [!] Masallarda iyi-kötü, haklı-haksız gibi zıtların birlikteliği ve çatışmasının söz konusu olduğu vurgulanır. [!] Olağanüstü özelliklere sahip kişilerin insana özgü bir hâli, bir durumu ifade veya temsil ettiği belirtilir. 9.Sınıf “Cümle Bilgisi” ünitesiyle ilişkilendirilerek işlenecektir. [!] Hikâye metinlerinde olay ve anlatıcının vazgeçilmez ögeler olduğu belirtilir. Olayın ortaya çıkması için kişilere, mekâna, zamana ihtiyaç olduğu vurgulanır. Olayın bir temayı beraberinde getirdiği; olayın ortaya çıkması için kişilerin karşılaşması veya çatışmasının zorunlu olduğu açıklanır. Karşılaşma veya çatışmanın en kısa ifadesinin de tema olarak ele alındığı sezdirilir. [!] Farklı hikâyelerin ortaya çıkmasının anlatıcı ile anlatılan arasındaki ilişkilerden, tema çevresinde yapıcı ögelerin düzenlenmesinden, bu ögelerin birbiriyle ilişkisinden kaynaklandığı vurgulanır. [!] Hikâyede yapı ögelerinin; olay örgüsü, kişiler, mekân ve zaman olduğu vurgulanır. [!] Hikâyede anlatılan zamanın kronolojik zaman çizgisi üzerindeki iz düşümü gösterilir. Hikâye zamanındaki değişiklikler belirlenir. Bunun olay örgüsü veya zinciriyle ilişkisi üzerinde durulur. [!] Maupassant tarzı hikâyenin seçilmiş olay ve kişiler üzerine kurulduğu söylenir. Bu tarz hikâyede olay, kişi, mekân ilişkisinin okuyucuda gerçeklik duygusu uyandırdığı ve hikâyenin çekirdeği durumundaki çatışma veya karşılaşmanın merak uyandıracak biçimde geliştirilerek anlatıldığı ifade edilir. Hikâyenin beklenmedik bir son ile bittiği belirtilir. Mekân-insan bütünleşmesine özen gösterildiği; rastlantılardan kaçınıldığı, olay parçaları, kişi- mekân ilişkisinde sebep-sonuç bağlantılarına dikkat edildiği hatırlatılır. Bireysel fantezilerden kaçınıldığı, olayı ve kişiyi belirleyen faktörlere önem verildiği, sosyal çevrenin bu dikkatlerle anlatılacağı açıklanır. Doğal çevrenin anlatılmasında gözleme bağlı kalmaya özen gösterildiği vurgulanır. [!] Memduh Şevket Esendal’ın 1922 sonrasında yazdığı “Mendil Altında”, “Sahan Külbastısı”, gibi hikâyelerden birinden hareketle, hikâyenin hayatın doğal akışı içinden bir kesit olduğu vurgulanır. Kahramanlar arasındaki karşılaşma ve çatışmadan ziyade, belli bir zaman diliminde hayatın doğallığı içinde insanların davranışları, birbiriyle ilişkileri, bazı olay, düşünce ve tasarılar karşısında gösterdikleri tepkiler gözler önüne serilir. Kahramanların karşılıklı konuşmalarla içinde bulundukları durumu, bu durum karşısındaki tavır ve hareketleri ifade edilir. Abartılmamış gerçekliğin anlatılmak istendiği belirtilir. [!] Hikâyecinin gözlemlerinden ve dış dünyada yaşanan olaylardan yola çıkarak bireysel bunalım ve çıkmazlarına yöneldiği vurgulanır. Hikâyecinin kişiliğiyle hikâye kişilerinin iç içe girdiği; yaşanan ile arzu ve hayal edilenin birlikteliği üzerinde durulduğu belirtilir. Bireyin dış dünyayı olduğu ve gördüğü gibi değil; içinde bulunduğu ruh hâline göre olması gerektiği gibi algıladığı ve anlattığı vurgulanır. Bunalım ve yaşama sevinci arasında kalan bireyin var olandan hareketle düş dünyasına sığındığı sezdirilir. Bu metinlerde anlatılanla anlatanın iç içe girdiği belirtilir. [!] Hazırlanacak yazıda şu plânın uygulanması önerilir: Önce eserin yazıldığı dönemin zihniyeti kısaca ifade edilir. Eseri tanıtan birkaç cümle veya paragraftan sonra eserin yapısı üzerinde durulması gerektiği söylenir. Yapıyı olay örgüsü, kişiler, mekân ve zamanın oluşturduğu vurgulanır. Bunların bir bütünü ortaya koydukları belirtilir. Bunların özellikleri açıklanır, nasıl birleştikleri belirtilir. Olay örgüsündeki metin parçalarından hareketle temanın bulunması gerektiği dile getirilir. Temanın inceleme konusu metinde hangi yönlerden ele alındığının üzerinde durulması istenir. Bu yapı ve temanın anlatım aracılığıyla organik birlik hâline geldiği sezdirilerek dil ve anlatım özelliklerine geçilmesi gerektiği belirtilir. Anlatım üzerinde durulurken romanın bir orkestra olduğu, her sazın ayrı bir kıymeti bulunduğu vurgulanır. Okunan romanların anlamları üzerinde düşünülmesi önerilir. Farklı anlam değerlerinin birleşerek daha üst seviyede bir başka anlamı ifade ettikleri, her okunuşta bu anlamın yenilendiği vurgulanır. “Edebî metnin anlamı yoktur, anlamları vardır.” cümlesi üzerinde öğrencilerin düşünmesi sağlanır. [!] Dramatik örgünün, anlatmaya bağlı metinlerdeki olay örgüsü terimini karşıladığı vurgulanır. [!]Dramatik örgünün sunum biçimi ve okuyucu üzerinde uyandırması beklenen etkiye göre gruplandırılabileceği vurgulanır. [!] Ses, ritm, ses akışı, söyleyiş biçimi üzerinde durulur. III. ÜNİTE : SÖZLÜ ANLATIM
Çalışma/Uygulama/Etkinlik Öğretmen, öğrencileri sınıf sayısını dikkate alarak gruplara ayırır. Her grup farklı konuda birer konferans metni hazırlar. Gruplar sınıfta konferans ortamı hazırlayarak bir sonraki derste yazdıkları metinleri arkadaşları ile paylaşırlar. Her grup, diğer grupların metinleri ve metinleri sunuşları hakkında düşüncelerini ifade ederler. Öğrenciler, açık oturum metinleri bulur, okur, dinler; dinlediği açık oturumların özelliklerini anlatırlar. Sınıfta bir açık oturum düzenlenir. Yapılan açık oturum hakkında öğrenciler düşüncelerini ifade ederler. Öğrenciler, sempozyumda konuşulan metinler bulur, okur ve dinlerler. Sınıf içinde belirlenen bir konuda sempozyum düzenlenir. Öğrenciler, forum metinleri bulur, okur; arkadaşlarının getirdikleri metinler hakkında düşüncelerini ifade ederler. Öğrenciler, münazara örnekleri bulur, okur; arkadaşlarının okuduğu münazara metinlerini dinler. Sınıf içinde münazara düzenlenir. Öğrenciler, düzenlenen münazara ile ilgili düşüncelerini ifade ederler. Açıklamalar [!] İlim, sanat, teknik, teknoloji, düşünce, kısacası doğa ve kültür ilimleriyle ilgili her konuda konferans verilebileceği vurgulanır. [!] Konferansçının hazırlıklarını bir metin hâline getirmesinin yararlı olduğu ve bu metnin konferansın gayesini belirten cümlelerle başlamasının yararı belirtilir. [!] Tek kişinin uzun süre konuşmasının dinleyicileri bıktıracağı belirtilir. Konferans veren kişinin, dinleyicilerin kültür ve zevk düzeyini dikkate alması gerektiği ifade edilir. Konferansçının konuyu dağıtmaması gerektiği, ses tonunu ayarlayabilmesinin önemli olduğu, el kol hareketine fazlaca başvurmasının dinleyicilerin dikkatlerini dağıtacağı vurgulanır. Konferansçının görünüşü, kılık kıyafeti, tavır ve hareketleriyle dinleyiciler üzerinde olumlu ya da olumsuz tesirler bırakabileceği söylenir. Konferansçının heyecanlarıyla değil aklı ve sağduyusuyla hareket etmesi gerektiği de belirtilir. Konferans metninin okunmaması gerektiğinin yanı sıra; metinsiz konuşmanın da inandırıcı olmadığı, konferans verenin buna dikkat etmesi gerektiği vurgulanır. [!] Açık oturumlarda geniş halk kitlesinin ilgi duyduğu konuların seçildiği, eser ve çalışmalarıyla tanınmış kişilerin konuşturulduğu vurgulanır. [!] Açık oturumlarda başkan ve dinleyicilerin ele alınan konuyu farklı yönlerden aydınlatacak temel düşünceler üzerinde yoğunlaşmalarının gereği belirtilir. [!] Belli bir konuda uzmanlaşmış kişilerin kendi alanlarının bir problemi ile ilgili olarak hazırladıklarını bildirdikleri, sundukları toplantıya sempozyum dendiği vurgulanır. Sempozyumda aynı konunun farklı bakış açılarından ele alındığı belirtilir. Her metnin veya konuşmanın hem kendi başına bir bütün olduğu, hem de aynı sempozyumda okunan metinlerin birlikte daha üst seviyede bir bütün oluşturduğu belirtilir. [!] Sempozyumda önceden belirlenmiş bir konuşmacı grubunun bulunduğu hatırlatılır. Grupta bulunan her kişinin aynı konunun farklı bir yönünü inceleyip konuşma metni hazırladığı, belirtilen tarihte ve yerde bir araya gelerek oturumlar hâlinde konuşmalarını yaptığı, her oturumun bir başkanı olduğu söylenir. Ayrıca sempozyum düzenleme kurulunun bulunduğu, bu kurulun sunulacak bildirileri seçme, yayınlama işlerinde ve sempozyum düzeninin sağlanmasında görevli olduğu belirtilir. [!] Her bildiri metninin sempozyumda ele alınan konuyu bir başka yönden açıklayan veya tamamlayan ilmî bir yazı özelliği taşıması gerektiği belirtilir. Konuşmacının bu metni, dinleyicilerin dikkatlerini dağıtmadan ve onları sıkmadan sunması gerektiği vurgulanır. Bildiri metinlerinin yazılı metin olarak ilmî makale özelliği taşıdığı; konuşmacının bu metnin önemli noktalarını vurgulayarak sunması gerektiği ifade edilir. [!] Forumun en belirgin özelliğinin, sosyal bir problemin geniş kitle önünde ayrıntılarıyla tartışılması ve dinleyicilerinin tartışmada daha aktif bir şekilde rol almaları olduğu belirtilir. [!] Forumda başkanın tartışma konusunu çok iyi bilmesi, foruma katılacak konuşmacıları ve dinleyicileri çeşitli yönleri ve eğilimleriyle iyi tanıması; olay ve konuşmaları kısa sürede iyi algılaması, farklı düşünceler arasında ilişkiler kurabilecek kültür, anlayış ve yeteneğe sahip olması, konuşmanın akışını yönlendirecek hoşgörü ile donatılmış bir otoriteyi ustalıkla kullanması gerektiği belirtilir. [!] Başkanın yönlendirici konuşmasıyla başlayan forumda hem konuşmacılara hem de soru sormak, açıklamalarda bulunmak üzere dinleyicilere söz hakkı verileceği belirtilir. Konuşmaların, açıklamaların ve soruların forumun konusu çevresinde birleşmesi gerektiği vurgulanır. [!] Kamu oyunu aydınlatmak düşüncesiyle belli bir konuda uzmanlaşmış kişilerin bir konuyu tartışmaları ve tartışmaların ses ve görüntülerinin teknik imkânlarla tespit edilmesinin daha sonra da bunların basın organları aracılığıyla yayımlanmasının dinleyicisiz forumun ortaya çıkmasına sebep olduğu ifade edilir. [!] Münazarada görüş ve karşı görüşün (tez ve antitez) bir hakem kurulu karşısında tartışılmasının esas olduğu vurgulanır. [!] Münazaranın amacının düşüncelerin, kabullerin karşılaştırılması olduğu vurgulanır. Münazaraların öğrencileri daha iyi yetiştirmek isteğiyle okullarda düzenlendiği belirtilir. Münazaraların öğrencilerin konuşma yeteneğinin gelişmesine, doğru düşünme alışkanlığı kazanmalarına, bazı konularda ders dışında araştırma yapmalarına yardımcı olduğu vurgulanır. [!] Münazara>> İleri sürülen düşünceleri, bu düşüncelerin doğruluğunu kanıtlamaya yarayan delillerin, anlatım ve savunma tarzlarının, açıklama ve karşı tezi çürütme gücünün, konuşmacıların konuşma yeteneği ve telâffuz konusundaki duyarlılıklarının hakem kurulu tarafından değerlendirilmesi gerektiği açıklanır. [!] Demagojinin; konuşan veya yazan kişinin, dinleyicilerin veya okuyucuların duygularını okşamayı gaye edindiği vurgulanır. Öğretme ve aydınlatmanın, demagojide yerini hoşa gitme isteğine bıraktığı belirtilir. [!] Münazarada süslü söyleyişlere değil; sağlam fikirlere, yerinde ileri sürülen delillere ve ortaya konan düşüncelere önem verilmesi gerektiği vurgulanır. Dili güzel ve etkili kullanmanın, konuşulanları dinlemede gösterilen sabrın ve dikkatin önemi belirtilir. IV. ÜNİTE : BİLİMSEL YAZILARBilimsel yazıların özelliklerini belirleme ve bilimsel metin yazma 1.Okuduğu ve dinlediği inceleme ve araştırma yazılarının ortak özelliklerini belirler. Edebiyat Terimleri Sözlüğü |

